16
Yorum
51
Beğeni
0,0
Puan
2426
Okunma

"kanayan yaralarım kadar sevebilirim sizi
hiç tutulmayan,hep unutulan o sözler gibi
ve ölebilirim hepimizi
son kalkan vapurun trajik hüznü kadar"
mezar taşları gibidir yalan söylemek
yıldızları saymak delilik miydi
bilirdim bunu tabi ki
fakat
yıldızlara isim koyarak saymak da bir dâhilikti
nereden mi biliyordum
kayan tüm yıldızlara isim koyan benimdi
bulutları gök yüzüne Allahmı çiziyordu
yeryüzüne denizleri
peki yağmur yağınca neden gülüşlerim ölüyordu
ölülerin sesi içimde kaldığı için miydi
bir kadın vardı
serçe parmağında kelebekler uçuşurdu
bir bebek annesinin göğsünü koklardı
küvette bileklerini kesiyordu bir çift göz
ama ölmeyecekti bakışları bilirdi
ölülerin görmesi çok başka bir renkti
nereden mi biliyorumdu
ok adın benimdi çünkü
ama kimseler bunu bilemiyordu
her şeye burun sokulmazdı
nevrotik bir gülüşle hep bunu söylüyordum
bırakın bazı şeyler hayvanların doğasına özel kalsın
bazı şeyler rüzgara
yağmura
taşlara adansın
bırakın gök sepya
yer kızıl olsun
bırakın dünya doğanın adaletinde yaşasın
hep bunu diyordum
ve ilk önce kendimden göçüyordum
ama kimseler bunu da görmüyordu
İkindi vakitlerinde bir salıncak kurulurdu içime
içimde kurulan o görünmez şehirlerime
yağmurlar da bu yüzden yağardı üzerinize
bulutlar hep yorgundu yüzümde
güneş en çok orda batmayı özlüyordu
kirpiklerimin tam dibinde dibine
o en içinize
bilemezdiniz bunu da siz yine
ve bir gün aniden
bir araba ıslatıyordu kaldırımda yürüyen çocuğu
dar akşam telaşında sararıyordu masum yüzü
İkindi vakitlerinde kaldırımda yürümek zor işti
bütün gözler bu savaşı görüyordu
ve fakat dünya
bu sahneye bir ölü gibi susuyordu
hep sustu
çünkü insan kişisi-ecelin ta kendisiydi
my
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.