16
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
2285
Okunma

Gökten kar,
yüreğime yâr düşer.
Her kar tanesi düştükçe
yakar içimi kor gibi.
Unuttum, derken yine hatırlatır
beyaza bürünmüş olan terk edilmişliğimi.
Her kar tanesi düşerken
suratıma çarpar onsuzluğumu.
Sönmüş ateşimi bir kez daha harlar soğukluğuyla.
Sevgilinin yüzü belirir sisli bulutlarda,
solmuş bir resim gibi görünür solukluğuyla.
Döndürür şöyle bir aklımın çarkını
ve zaman onda durur.
Zaten benim aklım
her kar yağdığında
onda durur.
O da benim gibi üşüyor mu diye
onu endişe etmek
sanırım benim,
benim kaderimdi.
Unuttum, derken
yine beyaza büründü düşüncelerim.
Ne çok cevapsız sorular yankılanıyor beynimde.
Acabalar zihnimi parçalıyor.
Tüm aydınlıklar kararıyor.
Hücrede tutuklu bir mahkûm gibiyim.
Dar geliyor bu şehir, sığmıyorum.
Gücüm yok,
yok sevgili,
mevsimleri değiştiremiyorum.
Ellerimden çaresizliğim haykırıyor gökyüzüne.
Silik suretin yağıyor parça parça yeryüzüne
ve yüzüm düşüyor.
Yine onunla olan,
onsuz sokaklardayım.
Özlemlerim,
özleyişlerim
bembeyaz önüme dökülüyor.
Canım burnumda, ey sevgili,
hasretim olma.
Ciğerim derinden yerinden sökülüyor,
soluğum, nefesim kesiliyor.
Sahi ya,
öyle değil mi?
Her kar yağdığında yanmak benim kaderimdi.
Ve ben, ayaz yemişliğimle kalıyordum
yine onun sokağında,
yine onsuz donarken.
Hüzünlükent Narin
5.0
100% (15)