8
Yorum
57
Beğeni
0,0
Puan
1364
Okunma

sana gelmek
toprağa çiçeğe su olmak
suda yudum olmak gibi
sana gelmek
bir yola hasret
bir yola özlem
bir yola
gözyaşı giydirmek gibi azizem
sana gelmek
bir dağı izleyerek
bir ovayı süzerek
uçmanın mutlulukçu bilincine erişerek
onurluca göklere dokunan
bir kartal yavrusu gibi özgür...
sen ki
ruhumda biriken
mavi gülümseme
duramazdım anne
sabırsızdı ellerim
gözlerine cenneti avuçlamak için
geldim
ah nar danem
bir okyanusu soluklarken gözlerin
ellerin yeryüzü acısına merhemken
sana bakmak ve sonra
zamana sığınmak
hayata en uzun acıyı bırakmaktı
şükürler olsun
şükürler olsun hayat
bu seferde
bağışladı seni bize derken
gözlerime acıdan bir duvarın çizileceğine
hiç ihtimal vermemiştim
biliyordum yorgundun
saçlarına yaşlı
yıldızlar misafirdi
ellerinin ayasında höyküren iki mavi
iki yeşil dünyaya rağmen
yüzünde cennetin
sekiz kapısı uyanıktı
benim içinse cennet hep senin gülüşün hep o gülüş içindeki sevecenlikti
azizem bilki
yüzüne el sürmek
benim için
tavafın
en derin faziletine erişmekti
bana sunulan
bu fırsat için
hayata en derin teşekkürleri
bırakarak
dokunuyorum
azizem
beni soracaksan
iyi değilim
ama hiç iyi değilim
canı acıtılmış
yağmurlar gibi
hangi taşa çarptığını
his etmeyecek kadar
öyle karışık
öyle yönsüzüm
ey hayat
yıkılmışlığıma aldırmadan sonsuzluğuna
en nadide çiçeği
alırken toprağına
acıyı okşayarak
içimi ezdin
kuşkusuz
bu senin yasandı ve
sen yasanı
mutlak uygulamak isterken
ben yasayı uygulayan uygulayıcın gibi çaresizdim
Can Fırat/3 ocak 2019