6
Yorum
23
Beğeni
0,0
Puan
1187
Okunma
kendimden kalkıp yola çıktığım bir gün
aklımın yönü belirsiz bir yol gibi
pençesinden ayrışmak istediğim yığınla cümle
ve şakağımda terlemiş at nalları büyürken
gözlerim kendinden geçip pencereye kilitlenirdi
aylardan son gün
bir odanın içinde kendine mahkum ruhum
dolaştıkça tavandan asılırdı
yüzün tavandan aşağı sarkan hastalıklı bir düş halinde
kirli bir perde gibi örtünürdü üzerime
kapı deliğinde çıldırmış çelikten anahtar
masa başında titreyen telefondaki haber
çekmecede bir yığın birikmiş son kış notlarım
kelimeleri doğramak isteyen makas
içimden geceye doğru saplanan zaman
dur durak bilmeden gelip geçerdi işte içimin en sancılı yanından
kudurdukça azgınlaşır içimde bir şey
senden
bizden
adını bilmediğim her şey
my