15
Yorum
49
Beğeni
0,0
Puan
2385
Okunma

Manuşak kokulu vadinin ortasında
Vakit seher vakti
Kartpostallara benzeyen ay güneşin doğmasını bekler
Bergüzar kokusu sarar vadiyi
Rüzgârin yelesi salınır göğün boşluğunda
Bilmez kimse aydınlatan ışığa çizilen resimleri
Görmez gözler tuzla yıkanan kirpiğin gölgesini…
Bozkırı aklar bürür, dağların göğsü incinir
Üşür iliklerine kadar yokluğun
Kurur vefa çeşmesi, ayak sesleri çekilir
Nefeste hicran, yüze yapışan sert bakış
Nar çatlağında bir âh var gam’zede
Çiy damlası güle vaveyladır yaprağında gurbet
Avluya alışkın güvercinler
Bende dem, onlar garip
Arnavut kaldırımlarında derin sessizlik
Nabzı tutuk ilde kuşlar şarkısız
Ötelerde kayalara çarparak gürleyen Fırtına Deresi
Bilmez ki ruhum firari
Karadeniz; sen eyy kübra-i hasret
Gönülde yaşanırken vedalar
Gülüşlerin dostu uğurlamakta
Yağmursa ip gibi yağmakta
Hepsi ’ bir varmış, bir yokmuş’
İnsanı insanda aramak büyük marifet
İnsan düşünmekten ibaret....
Ummuhan Yıldız
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.