1
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
888
Okunma
dur dinle karışmadan söze
sen kendini uzaklaştır duyma
işlesin zamanın duru dudağı
ara sıra öpülüp ağlayacaksın
üzülen özleyen bir akarsu
bekleyen
bekletilen o
yok hiç ağustos ağacı
bilip bilip belirti dağıtıyor akşama
güvercinlerin sesi sıkıştırıyor mezarları
çatılarda tıkırtılar
korkuyorum
korkuyorum korkumu anımsayıp
ben bu hızlı konuşan günün çocuğu değilim
anlamıyorum zaten olan biteni
bir his bulutunu itip duruyorum kendime doğru
yağmura yara
yaralı sus çiçeği gibi gülüyorum
cisimleri yönetmek zorundasın küçük beyaz
geçecek biliyorsun sana sonra ay aynı
gülümseyecek göğe bağışladığı sevgiyi
çekiştirip hatırlatmak için rüzgarın söylediğini.