1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1430
Okunma

bir giyotin gibi inerken sözcükler geceye
yaktım fotoğraflarını
tellerde haber bekleyen telgraf kuşlarını
ahşap evlerin saçağında acılara tutunmuş serçeler
gözkapakları uykuya dalar mıydı serçelerin şafaklarda
ya masallar hep yarım
bu yalnızlık ıslık çalmayan bir sabah
annem göğsümde kanayan erguvan çiçeği
bir uzak limanda bekleyişler güncesi kalkültalı gemiciler
çektim yalnızlığın fotoğraflarını ey kuşlar
bir çiçekçi har bir gül uzattı bana yaktığım köprülerden
suskun sayfalar açtım kuşların kanadında
ayışığı yıkıyordu bir kadının hatıralarını gözleri uykulu sularda
düştüğüm bütün yollar panik atak anksiyete
yaşamın elleri kesik sözcükler ıslanmış çiseleyen yağmurlarda
masallara kuşlara daha çok inan çocuğum diyordun hep
dijital çağ sığlıklarıyla kara bir şövalye yaptı bizi
ağır yaralı tetiklerde ellerimiz
zamansız kıyılardan kalkıyor gemilerimiz
uyumsuz bütün tanrılarım etikaya
zakkum kokusu kırık asa kesin azaplar
hoyrat makaslarla kestim fotoğraflarını
çıkardım şenlikler şehrinden seni
zarif mektuplar çağında gelecek telgraf kuşları
bekleme beni illegal dudaklarının hançerli susukunluklarında
bir uzak limanda bekleyişler güncesi kalkültalı gemiciler
bıraktın bambu ağaçlarının uzayan gölgelerinde ellerimi tropik iklimlerde yabancıyım ışık silüetli yollara
gemilerin pruvasında söylenirken şarkılarımız
utancım erguvan çiçeklerinin utancıydı
hoyrat makaslarla kestim fotoğraflarını
bir dal erguvan çiçeği iliştirdim
kalkütalı gemicilerin kalabalık güvertelerine
uzak bir okyanustu gözlerin gidilmeyen
fotoğraflardan geriye kalan armonik muson yağmurları
gözlerim şafakta kesip attım hoyrat makaslarla fotoğraflarını
iklimsiz açan ey yeryüzü çiçeğim
bekleyeceğim seni kalküta limanında muson yağmurlarıyla
erguvan kokulu akdeniz yağmurlarını unut
bir giyotin gibi inerken sözcükler geceye
bir uzak limanda bekleyişler güncesi kalkültalı gemiciler
Ömriye KARATAŞ
29.04.2018
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.