4
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
1476
Okunma
defalarca konuştum
kağıt üzerinde duran soneden bahsettim ona
her vakit
duvarın arkasında kara romantizm büyür
bir havanın titreşimini başlatan tanrılar
ve dante’nin cehennemi sarar
tepeden tırnağa
pencereler
avlular ve tül perdelerin evsizlikleri gibi
her şey sorgusuzdur
anlatılmaz
van gogh’un pastoreller’ini çizerken
ya da don kişot ve ölü katırları resmedip dururken ellerin
sen nasıl çürüdün luti
senin o gözlerin karahindibadır
mayıs ayında açan
açarak solan bütün renklerin ülkesizliği
yağlı boyalara dolanıp ince fırçadan süzelen
bir yazgıdır göç zamanları.
...
nasıl anlatayım luti
sen yine de poz ver bana
tabakta soyulmamış elma var
ölü ressamların yasını tutan kurtçuklar
panoya yerleştirilmiş taş şömine
ceylan kafası
ve masamda bir kaç çiçek ölüsü var.
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.