9
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1911
Okunma
bunları sana ıslak, isli ve nemli duvarların arasında yazıyorum
ağlamıyor insanlar
onlar biraz hava almaya çıksınlar
sevinçliler, bastırılacak gibi değil yağmur
taşınıyoruz dediler, sevgili dostlar rastgele
yan koğuşta gülerken ölenler olacakmış
ranzadan düşmeden hem de
nasıl öpüldüğünü bilemezsin kağıtların
zarfa koyulmadan önce
öldürüyorlar Ayşem
ağlarken olduğu bir yana, gülerken daha feci
dudaklarını taşıyorlar bir ülkenin
süngüler paslanmaz
ardından aranmaz
süslenip de darlanmaz
buralar geceleri daha bir yalnızlık kokar
adama böylesi, uzaktan daha bir koyar
buralar sonsuza sürülen ağıt mektebi
sanılandan daha iyiyim
tutuşup yandığım soğuk ayrı
yaşlarımı öptüğüm daha ayrı
pek ayrı şu suskunluk her birinin
yazık, ne desem nafile
kaç parçaya ayrılır insan olan
Ayşem, nereye gidebilirim içimin senli baharından başka
gökyüzünü öyle boş sanmasın kimse
bulutlar yareni olur kiminin
yağmur maviliklerin prensesi
hani bir kızımız olsaydı Ayşem, o koyacağımız ismi
yüreğimin köpüklü bardaklarında yıkıyorum her gün
sen bana aldırış etme
bu acılar, bu işkenceler
biliyorum çabuk gelir ölüm
yaşamayı benim gibi güzel bilene
duyuyorum öyle yakın ki,
bilmeyeyim diye, hani görmeyeyim diye yüzünü
son kez
saklıyorlar seni benden
Tanrı’nın hor gördüğü şehirlerde
pek de önemli değil
yaşanmamış olanı geldiyse başa,
bir zaman geceyi yakacak gözlerimi anımsa
yüreği buz kesmiş sevinçler örter
şurada senden yana koşmak istediğimi
en yakın olandan dokunamayınca ağladığımı
yazsınlar sevdanın karasına
kapı vurulmadan girdiler içeri
iyi misin,
iyiyim.
birden unutup giderim ranzada adımı
yaşamak sevinçli bir gün kaldı
sen beni güzel hatırla
5.0
100% (7)