Karanlık Zindan
Artık ölüm korkutmuyor insanı
Yaşamak da korkutmuyor Varken yok oluyorsun Yokken var oluyorsun hepsi bu Sonra birden bire adımların uzaklaşır Sonra karanlık bir örtü kaplar içini Ve yüzün Ve elin Ve saçların Sesin Soluğun Oysa saçlarına dokunmaya korkuyordum Kırılmasından korkuyordum Sesin bir ırmak kadar güzeldi Yüzün bir çocuk gülümsemesi kadar Ve her gün yeniden doğar gibi seviyordum seni Sebepsiz, nedensiz bir sevmekti bu Bende nedenini bilmiyordum zaten Şimdi çok sensiz geçiyor buralar Çok soğuk ve çok acımasız İntihar kadar soğuktu özlemek Ve yüreğe mayın döşenmiş gibi sessiz Oysa bir dinamit patlaması kadar gürültülü özlüyordum seni Bir depremin enkazında kalan bir çocuk kadar çaresizdim Elimi göğe uzatıp, saçlarından seni sever gibiydim Elim bir boşlukta, bense bir uçurum kenarındayım Sonra en güzel sen bakardın gözlerime Şimdi gözlerime bakan yok En güzel sen tutardın ellerimi Şimdi ellerimi cebimden çıkarmaya korkuyorum Ve en güzel sen sarılırdın boynuma Şimdi boynuma bir fırtına dolanıyor Sesim en güzel seninle konuşurken güzeldi Ama yüreğine bir yumru iniyor Boğazına kör bir düğüm atılıyor Göğsünde iki tarafı keskin bir bıçak Umutların karanlıkta Yarının yok Hayalin yok Düşler ölü Sevda yitik bir kent sessizliğinde Artık sevmek içinden gelmiyor Sevilmek de gelmiyor Yalnızda yaşanılır bunu öğreniyor insan Sen yaşamak kadar çoktun bende Bense ölüm kadar çaresizdim Ağlamak, üşümek Susmak daha kolay Zincirine düğüm atılmış bir zindanda Özgürlüğünü arayan bir mahkumum Yaşamayı hiç sevmedim Ölmek daha kolaydı Ama yaşamak için sevdim seni Başımı bir omzuna yaslasam Bir şiire ikimizde mısra olacaktık Karanlık zindanlar Bizi mahkum etmeye yetmez sevgilim ibrahim dalkılıç 06.01.2018 22.55 İzmir |