2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
1591
Okunma

"tütselenmiş günlerin anısına inat "
bir mum gibi erirken
hapsedilen onlarca duygunun kuru ağırlığında
bi yaşam bir kodeşlik nefes
acılamayan kırık pencere ve düşen onca can kırıklığımda
ufaktan hep ufakca düşerken ansızın
arkamda kalan kayıp seherin anahtarını gizlerken zaman
tarifsiz yollarda gezerken ceşet kalmış mutluluklar
kimi anılarında doğmus kimi yüreklerde ölmüs
görüyorum ,görüyorum , kalmak yanan lambada titrek alev
susuyorum susuyorum ,benliğimi hırpalayan gerceklik kırbaç yarası gibi
en derinden hatta hafif olamayan yaralar ve bereler
icim acının diğer adı susdukca büyüyen konuşdukca yağmur gibi akan bir nehir
tutki , ölüm daha kolay kaybedikce canlanan
hazır bir kitabe gibi anladıkca kabaran bir delilik
kaybolmak bu denizin kat ve kat yorganlığında
vurgun yemiş dalgaların arasında bir kulaç daha atamamak
viçdanlık denen hazır bir lokma simdi
her yerde satılıp her yere düşebilen
bir gece gibi ruhunun gölgesinde nefes alabilen
icinde tam ortasında bir nefeslik dar kalamayan
söndürün, ışıkları sönsün gizi
sadece mum alevinde yansın günleri
yavaşca hep yavaçca iç içe içinden
kaplasın bir sızı gibi acımadan ve erimeden
yedi rengi bölerek
yedi güne
kör kızılıkları özgürlüğe
kırılmışlığı kar gününde
sade ve sadece
saflık kalsın
"umut ışığım"
...
5.0
100% (7)