0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1152
Okunma
kabukları kırılmış yaraların pembe izi
dokunur dokunur titreyen alevin rüzgara inadı
tütsülenmiş bir sabah gibi hafif puslu
teninde çırpınan o ihtiras kokusu
görülmeyeni ertelen közlü bir gece misali
seslerin üstüne bastırılmış tutkunun o unutulmaz harı
gizemlerin içinde
ıslak dudağın hafif eriyen titrek heyecan
bir gözüküp bir geri gelemeyen günün dar ortası
gri pembeler kırmızıya uçan lavinya
morun devleşen gövdesinde iki ayak merdiven
göbek çukurunda ıslanan sevginin alı azı akı
bitmeyen öykü sanki
yapraklı kurumuz günden kalan anaç
sımsıkı dayana bilen üryan bir geçe gibi cesaret
sarı bir renkle büyüyen mavi gözlerin içinde uyuyan gün ertesi
kokusunda mis amber yaprakları sıcaklığında gülüşen neşe gövdesi
damlacıklarını kırmızı yünlü bir kazak beyazlığına sürülen güzelliğindeki vazgeçilmezlik
dünyada olamayan bir kuş
bir çiçeğin nefes alışları kadar şaşkın ve gizemli
ve hayatımda gördüğüm en güzel dişi sesti o
manzarası renklerle dolu
küçük parmaklarının inceliğindeki kibar dokusu
ve gördüğüm en güzel hüzünlü bir zaman aralığı idi
o gülümser iken
başka bir dünya kuruyordu
çırpınan ve titreyen Heyecanı üstüne
gizemin yerine
tutkunun aldığı boşlukta
nefes alıyor
hala
Sınırları çizilmemiş bir ülke gibiydi varlığındaki eksilmeyen düş yanıkları
kurgusu olamayan eksiklerin erdemli yankıları gibi gidip gelmeler
durup düşüncelerde nefes alışları gövdesinde hırpalanan gün ağrıları
hep yalnızdık
iki nehir gibi iki yol gibi
bir rüya gibi
bende kalamayan yanlar..
5.0
100% (5)