0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
6849
Okunma

Türbülansa kapılmış bir hatıra ormanında
Zamanın çekim kuvveti arasında kaybolmuş
Biri acı biri tatlı iki kız kardeş gördüm
Güneşi bir sedyeye koymuş taşıyorlardı
Acısı çok olanın o küçük omuzları
Havası kaçmış bir balon gibi çökmek üzereydi
Evsiz barksız toprakların ve çiriş otlarının arasından
Dökülmüş karanlığı toplamaya çalışıyorlardı...
Kollarında uç uca eklenmiş sürüce yaprak vardı
Bahar nedir bilmeyen güz yaprakları
Ve bir de kendi etine gömülmüş karıncalar..
Biri acı biri tatlı iki kız kardeş;
Gövdesini kaybetmiş nehirlerin köpükleri gibi
Kendi benliklerinin kıyısına çarpıp duruyorlardı
Tatlı olan kız gevşemiş kemeriyle
Havada kendi evini örmeye çalışan
Yumuşak bir kar tanesinin boynunu sıktı
Mezar kovuğunun içine doğru sürükledi
Bir deri bir kemik kalıncaya kadar soyduktan sonra
Yaralarını öpe koklaya avucunda sakladı.
Evinden kovulmuş kocaman kara sineklerin
Ya da kendi göğünde silinmiş yıldızların kaderi gibi
Kapı gıcırtıları ile geçmiş bir ömrün sonunda
Acısı çok olan kızın tabutunu taşırken
Ayağı eceline takılıp, düştü o tatlı kız
Belki de gölgesi gelir diye açık bıraktığı penceresini
Usulca kapatıp kendi göğüne doğru yükseldi
Ele ele tutuşup öldüler sonra.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.