1
Yorum
1
Beğeni
2,0
Puan
735
Okunma
“İçimdeki Çocuk”
Avamir, yüreğinin sessiz bir sokağında yürüyordu. Her adımı, geçmişin gölgeleriyle doluydu; duvarlar bile, duyulmamış çığlıkların yankısını taşıyordu. İçindeki çocuk artık konuşmuyordu; gülüşleri dikenli bir örtü gibi kapanmış, masumiyetini kaybetmişti. Her ses, her bakış, bir kesik gibi geçmişi hatırlatıyordu.
Geceler, tek dostu olmuştu; gizli serzenişleri fısıldıyor, yalandan sevdanın ardında kalan boşlukları doldurmaya çalışıyordu. Avamir, yalnızlığın ortasında durdu ve fark etti: limanı artık kırılmıştı, artık kimseye sığamazdı. Kalbindeki sevdanın sesi sustu, yerine sessiz bir sızı kaldı.
Ama içindeki çocuk hâlâ oradaydı; sessiz, ama inatçı bir şekilde ağlıyordu. “Sevgi bu değil,” diyordu, sinsi ama gerçek. Avamir bir süre durdu, gözlerini kapadı ve kendi içsel limanına baktı: kırık parçalar, kanayan anılar, ve sessiz çığlıklar…
O an anladı ki, bazen kayıp olan şeyleri kabullenmek, sessizlikle yüzleşmek ve içindeki çocuğu dinlemek, yeniden doğmanın ilk adımıydı. Gülüşler belki dikenli, sözler belki soğuk olabilirdi; ama Avamir, artık bu sessiz acıyı taşıyacak güce sahipti. Ve yürümeye devam etti… hem kırık limanında hem de kendi gölgesinde.
Sus, anlatma artık
Duymak istemiyor içimdeki çocuk
Gülüşlerin dikenli bir örtü
Ve sözlerin soğuk, bir suskunluk
Kırgınlıkla ördüm benliğimi
Geceler anlattı gizli serzenişi
Yalandan bir sevdanın ardından
Kaldım tek başıma, sensiz geçmişi
Bakma öyle, o gözler yalan
Masum değil artık zaman
Her sözün bir kesik gibi içimde
Her bakışın, geçmişe bir revan
Bir düş gibi geçtin hayatımdan
Uyansam da kaldın rüyamdan
Bir daha kimseye sığmadım
Senle kırıldı içimdeki liman
Kalbimde sustu sevdanın sesi
Kapanmaz artık o eksik kesi
İçimdeki çocuk hâlâ ağlar
“Sevgi bu değil” der, sessizce sinsi
2.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.