55
Yorum
110
Beğeni
0,0
Puan
6406
Okunma
Güle düşmüş gönül gülden habersiz...
Bir güle düşer gönül,zülf-i yâre dokunur
Kaç fırtına bağrında sükun bulur bilinmez.
Mecnuni kitaplarda menkıbesi okunur
Bin yıl geçse aradan esamesi silinmez
Bir güle düşer gönül, giyer aşk libasını
Umut kınası yakar,gizler hicran yasını
Sırrını faş eylemez, saklar haslar hasını
Günbegün gam doldurur,içer,şükür tasını
Bir güle düşer gönül,düşünmeden el ne der
Yârden bihaber geçmiş,bunca yıl olmuş heder
Aşığa haz verirken elem,çile,dert,keder
Bilinmezki kaç semâh,dergâhında aşk eder...
Bir güle düşer gönül, incitmeden hârını
Akıl firâr eylerken yağmalatır varını.
Beden mesken tutunca şol hasret diyarını
Yokluğa elenirde duyan olmaz zârını
Bir güle düşer gönül,son sefere çıkmadan
Sabır kulelerini isyân seli yıkmadan
Kaşlarını çatmadan dişlerini sıkmadan
Eyvallahı hazırdır tesbih eder bıkmadan
Bir güle düşer gönül,bahta yazılmış yazı
Mevsim nevbahar olur biter dünya ayazı
Hüzün kuyularında demlenirken niyazı
En büyük pâyesidir ,yârin sitemi,nazı
Bir Gül’e düşer gönül,sızı artar demadem.
Hançer olur saplanır gözünde gördüğün nem.
Bigâne gibi durur sürmez yareye merhem.
Medet Şah-ı gülistan,can erir dirhem dirhem
Günâhi Ahmet İslamoğlu