2
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
1086
Okunma
KADERİN CİLVESİ
Geliyorum ağır aksak
Yağmurlar altında ıslanarak
Kuşların kanatları ıslak
Kuşların gözleri kapalı
Leylek kanadında bir salla
Keklik ötüşü ninnilerle
Eski şehrin meydanında
Eski kaldırımlarda azarlanmaya
Gün donmuş nehirlerde kayar
Gece sefasını sürer iken karanlığın
Irmağın çağıltısı duyulmaz
Bizimkisi haziran yortusu
Ben gelirim gölgem gelir yolsa kayar
Kaybolur gideriz bu gönlüme koyar
Şehrin sokakları dar geliyordu
Başımdan kaynar suları boşaltınca
Gözleriniz ateş saçıyor haşin haşin
Belli ki zulme uğramış gözleriniz
Zemheride her yer
Bense ağustosum
Cehennem kaynar yüreğim
Sen gölgesiz düşünce kaldırımlara
Sen sönüyordun, ben ölüyordum, iz düşüyordu
Sonra karanlık kop koyu dalıyordum zamana
İki yıllık işkenceli karabasanlı gölgeler
Ne oldu bilmiyorum bir sabah yeniden güneş doğdu
İlerliyordu kıvrak kıvrak zaman ve aşk
Gidiyordu vakitli vakitsiz hazirana
Yıldızlar çarpışacak ışık ışık gül saçacaktı
Gök gürlemiyor yağmur yağmıyor şimşek çakmıyordu
Doyuyorduk biz göz göze, gönül gönüle, her an a
Tik tak zamanın çarkları vurdum duymaz ilerliyordu
Ne ses veriyor ne ses duyuyordu eski köyün kavalcısı
Mevsim yaz ortalık ayaz mı ayaz
İnliyor güneş esiyor haşince bir rüzgar
Alıp gidiyorduk yalpa yalpa kapalıydı gözlerimiz
Sonra bir sam yeli aşkı çalıp süpürüyordu
Ah dedi kanaviçe gözlerinde kaderin cilvesi
İnce ince bir sızıydı ta ötelerden gelip giden
Bir devasız yazgıda bir dev sancıyı yazıp deftere
Sol taraf kuru ,sol taraf felç ,sağında harabe
Düşüp düşüp çöküyor küheylanın terkisi
Hayat böyle işte içinde yaşar kaderin cilvesi
23-01-2017
Hayrettin Şahin
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.