24
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
2094
Okunma

Bir gün sıradan bir yurt ziyaretinde
Müdireden hikayeleri dinledim
Ağladım!
Yoksulluk onları bu kapıya bıraktı sanırdım
Meğer bazılarının günahlarıymış minik gözleri buralara savuran
Anladım...
Ağzı karla kaplı çocuklar indirdim
Kara kaplı vicdan ayıplarından
Üşüdüler!
Göklerden inmedi
Hiç bir merhameti mekruh kadın
Adlarını bir babanın
Soyadından tanıdın
Tanıdıktı bir kısmı...
Az birinin zevki tanıdıktı
Anne olmak kutsaldı sana
Bana
Ya
Ona?
Ona ansızın kapıyı çalanın bıraktığı
Kanamalı vakalarıydı.
Yalnızlık mı haklarıydı?
Ardından ağlamaklı ama kararlı bırakıldıklarında.
Yaralı!
Hayat bayırından aşağı...
Acımam yok!
Acıdım yeterince.
Çekeceğim hepsini bir bir dibe.
Gördükçe hırsları gölgesinde adımlayanları,
Andım adlarını içimden nasıl geldiyse.
Gömdüm özlemleri,
Dört mevsim üşüyenlerin gözbebeklerine.
Sanar mısın bedeni küçük olan
Senden az görür?
Eşit değil midir seninle göz bebeğinin siyahı?
Kahpe vicdan ağlattın beni yine bir kahpenin eteğinde
Ağlama Evlat!
Kuvvetli sarılır gün güneşe
Tüm toplumsal inatların ötesinde
Avut dur sen onları
Ver yansınları prangala damarlarına
İstersen kavrul
Avut dur!
Sözde sukut arzuludur...
Kahpe vicdan ağlattın beni yine bir kahpenin eteğinde
Şimdi düş, bir bebeğin beyaz beşiğinde...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.