10
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1557
Okunma

Şehr-i Hüzün de saadet bekçileri miydik? Yenilmişliklerimizin arkasından bir taş duvar köşesinde ağıt yakarken
Şehr-i hüzne hediye edilmiş evlatlardık ve görevlerimiz kaderimizde yazılmış olanlardı bilirim
Sessizim
.
Şimdiki zamanda
Az biraz saman rengi etraf
Pembenin tamda kaybolduğu anda geriye dönüp bakmanın verdiği ızdaraba adanmış pecmurde gözlerim dolaşıp durur onun sokaklarında (dolaşıp durursun sokaklarında geçmişin)
Eyy Şehr-i Hüzün
Binlerce Ahın adandığı yitik kent
Nice gönüllerin gülerken toprağa gömüldüğü,
nicelerinin gitmek isterken mecbur kaldığı ve bunlara inat parfüm çicekleriyle bezenmiş
parangalı şehir!!!
Bırak! bırakta gideyim çok//(yok) uzaklara
Bilirim!
Bilirim hüznüm senin hediyen değil ama bil ki yaşanmışlıklarım ve bitirmişliklerim senin kollarında.
Ey! Şehr-i hüzün.
Eyyy ızdırabımın bekçisi (hüznümün annesi)
Bitmişliklerimin tek suçlusu.
Ya seni terk edip gitmeme izin ver
Ya da bırakta
Kollarındaki hüznümle sonsuza dek uyuyayım!!!
[...Mate/ Eylül 2007]
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.