7
Yorum
27
Beğeni
0,0
Puan
3380
Okunma

ben Karadeniz’in hırçınlığı
doğu’nun esmer gülüşüyüm
ey ölürcesine sevdiğim
bak gözlerime
anla beni
...
çocuklar öleceği toprakların
uzaklarına kurduğu düşlerle büyürken
kadınlar memelerinden sağdıkları sütle
ağıt yıkayıp
güneşe asarlar
öylesine yıkık
öylesine viran acılar sağılır zamandan
boylu boyunca uzanmış yolların
her iki yakasına dağılmıştır tarih
yarası kabuk bağlamış
üstü başı küllü damların
sessizliğinde anlatılır Koçero
Kawa ateşinde demlenen çayın
sıcağıyla içilir Pir Sultan şiirleri
Cudi
şeyh Bedrettin olur
dimdik bakar adama
uzak bir fısıltıdır horon
halaya ibadet olur
Kaya Ahmet ah
ve şair ceketli çocuk
sabah ezanıyla
uyanır Süryani gözler
Peygamberlerin
abdest aldığı sulara yürür güneş
patikalara yağan baranda
kardeşleşir lisanlar
ve bütün saklı hikayeler
nemrudun gün batımına dağılır
oradan Zigana geçidine savrulur
sonrada Rumca bir ağrının üzerine
Kürtçe merhem olur
Türkçe dua eder iyileşen yara
adı,sanı belirsiz bir sevgi büyür
ey saçlarına rüzgar giyinmiş sevdiğim
çeyizine kefen koyulmuş gelinin
yaşayan ölüsüyle anla beni
türküler duvarların yüzüne asılmışken
kapıların eşiğinde ağlaşır analar
senin gözlerindeki deniz yoktur
nehirlerin kıyısında
ırmakların aynasında yaşanır bayramlar
sevdalanmış bir kızın
sevdalısına susturulmasıdır hayat
kitaplar dolusu okunmuş
ama yaşanması sürgün kılınmış bir töredir aşk
biraz aydınlığın krizantem kokusu
biraz da karanlığın hurafe uçurumudur yaşananlar
şimdi
Ahmet Arif dolusu yüreğimin
Nazım sürgünlü yerindesin
yıkılmış,yıkılacak tüm renklerin
bir gün kurulacak gökkuşağıyla anla beni
sol yanıma düşmüş bütün canlıları
benden önce
senden sonra
bütün inancınla sev sevgili
ve amcamın kanserinde
babamın ölümünde
dayımın gurbetinde
annemin acısında anla beni...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.