5
Yorum
16
Beğeni
0,0
Puan
2586
Okunma

birden sana
ve uzak
ve yakın
yada şimdiki zamanla
gölgeleşmek
nemini almış taze temmuzla
...
boşver ayrıntılar kentlerde kalsın
sen kırsal bir uçurumunda anlat
o muhtemel dağınık düşleri
ıslak uykular arasından geçerek
sıyrıldığın eylül yağmurlu bir kapıdan çık
saçlarından dökülen çocuk sesleridir hayat
duyumsadığım bütün gürültülerden arınmış gibi
duvarlarda botanik orman figürleri olsun
solundaki kuşların acıkmış haliyle gör onları
söyleme kimselere
içinde koşsun kelimeler
bağır, çağır bir anda
pencere kıyısına tünemiş
bir genç kızın rüyalarına bırak sözcükleri
alınma trenlere
vagonlar dolusu hiçliktir onlar
gece tarifeli vedalar
salıncak ellerdeki terli yaz rutubetleri
suretlerde balçık ayrılık seremonisi
hep yokluktan işte
hep yokluktan şairlerin yamalı şiirleri
bir mısralık alıntı ol kendi sayfanda
kirpik ucunu batırdığın gözyaşınla yaz
topu, topu denklemler içi imgeler
aşağı, yukarı tanıksız aşklar
anlama
zaten manasız herkesin karınca ölüsü hikayeleri
yürürlükten kaldırılmış bir telgraf giy ansızın
tanımadığın dostlarına ulaştır eskimiş hayalleri
ayakların toprağın ülkesinde olsun
topla onlara
bahar, bahar renklere dolmuş düşleri
kanıyorsun bazen biliyorum
yaraların var herkes gibi
kabuk tutmaz yalnızlığın gölgesiyle
acı demleyip
bayatladıktan sonra
içtiğiniz özlemleri biliyorum
biliyorum
kendimden bildiğim gibi
argolu susmalarını doldur mektuplara
ver güvercinler getirsin bana
bölücü olur aşk
intihar eder bütün yenilgili sevişmeler
yinede bir öpüşmenin yasaklığı kalır geriye
korkma
seni sevmekten çok sevdim
tarifin ağacın yırtılmış dalındaki kokuydu
unutma
Ve bir sabahın gürültü düşmemiş yerinde
uğurlarsın beni
ardıma dönüşlerimde
elindeki beş çocuğa gülümserim
her önüme döndüğümde özlerim onları
ardıma dönüp dönüp
yine gülümserim
ey tarifsizim
Hasır altına gizlenmiş karınca çocuklardır
hiç durmadan sevmeye koparılmış takvim yapraklarımız
aynı göğün altında
farklı şehirlere uykusuz lacivertler asmamız ondandır
taziyeye gitmiş insanların
sonradan boş bıraktığı
cenaze evleri oldu aramızdaki her saat başı
ve her hasrette öldüğümüzde mezar taşımızdır
kilometre taşları
şiirin bir yerinde
temmuz olur kavuşur dudak kentlerimiz
bir umutla
bin acıyla
ey su prensesi..
...
o çoklu kıvranışlardır aşkları büyüten
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.