5
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
1189
Okunma

bataklık kuşlarının hüznü gibi, hüzünlü bir yağmur yağıyor şehre
sığınıp bir şemsiyenin kuruluğuna
adressiz
amaçsız yürüyorum
ıslak kaldırımlarda
şehrin gürültülü trafiği içinde
bir yanda taksicilerin müşteri kapma yarışı
bir yanda ıslanmamak için koşan insanlar
hayat bir şelale gibi durmaksızın akıp gidiyor
herkeste bir yaşam telaşı
bense bütün bu hengameye inat senin derdindeyim
yokluğun yine yaslanmış omzuma
sanki kırk yıllık sevgili gibi sensizlik girmiş koluma
şimdi kalkıp sana gitsem
yaşadığın semte bir suçlu gibi girip
senin kokunu taşıyan sokakların kokusunu içime çeksem
uzaktanda olsa yüzünü görsem
oysa adresin bile yok artık
belkide aynı şehirde bile yaşamıyoruz
belkide aynı semtte yaşayıp gidiyoruz, bir birimizden habersiz
bunu ne sen bileceksin, ne ben bileceğim
dudakların geçiyor aklımdan, o vişne çürüğü dudakların
kahrımdan öleceğim
şimdi, seni hangi dilde tercüme etsem
anlamı hep ayrılığa çıkıyor
sevgili değiliz artık
olmamamızda imkansız
benim gögümden bir yıldız gibi kayıp
kimbilir şimdi kimin gecesini aydınlatıyorsun
kime dokunuyor o narin parmakların
kime uçuşuyor saçların
kimbilir kimin koynunda uykulara dalıyorsun
yağmur gittikçe şiddetini artırıyor
isyanım kirli su gibi dökülüyor içimin denizlerine
dişlerimi birbirine kenetleyip
sanki etimi delercesine yumruğumu sıkıyorum
acım dudaklarımdan dökülmese de, gözlerimden okunuyor
köhne bir barda fitil gibi sarhoş olup…
ıslak sokaklarda adını haykırmak istiyorum
acıyla baş etmeyi öğrendim derken nasılda acı çekiyorum
dizlerinden akan kanı küçük elleriyle saklayıp…
annesini üzmemek için “acımadıki” diyen çocuklar gibi
kendimi teselli etmeye çalışıyorum
boş ver diyorum
o unuttu
sende unut diyorum
yağmur dindi
ben ağlayamadım, gökyüzü ağladı sanki benim yerime
şemsiyemi usulca kapatıyorum
sensizliği koluma takıp
gövdesinden yara almış gemi gibi
ağır ağır
eve dönüyorum
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.