11
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
916
Okunma

oyuna dalıp yağmura yakalanan, iki afacan çocuk
aynı kuytuya sığınmış iki yağmur kaçağıydık
saçlarımızda yağmur kokusu
tenimiz ıpıslak aşk
senin kucağında bezden bir bebek
benim cebimde cam bilyeler rengarenk
el ele koşarken o gizemli ütopyanın içinde
rakıyla su gibi bir birimize karışırdık
biz...
ateşle barutun öpüştüğü o muhteşem patlamaydık
ne kaldı bizden geriye?
o masal sevdadan geriye ne kaldı?
sana yazılmış üç beş şiir
yarım yamalak hatırladığım bir kaç güzel anıdan başka
ne kaldı?
masal kuşları güzel haber getirmiyor artık
mutluluk açmıyor o tülden perdesini bize
camların buğusunda parmak izlerimiz kaldı?
artık yokluğun içimde kol geziyor
teninin kokusunu
sesinin tınısını özlüyorum
adın geçmeyi görsün aklımdan
aynalar kırılıyor gözlerimin mavisinde
yıkılmaz dağlar gibi yıkılıyorum
dudağımdaki en delikanlı ıslık, hala sensin
yazarken ellerim kanasada
delik deşik şiirlerime hala seni yazıyorum
yorgun bir rüzgar gibi esip geçmesemde
ateşi seven, ateşe yaklaştıkça ölen ateş böcekleri gibi
senden kaçtıkça
sana geliyorum
bir başkasıyla mutluluk dileme bana
senin yerine koyacağım, bir başka sen yok bende
zehirli sarmaşıklar gibi, yokluğun sarsada beni
hiç kimseye değişmem seni
ne senden, ne bizden vazgeçerim
uzak tutma benden kendini
farz’etki boş bir tualim
senin renginden başka, her renk kirletir beni
5.0
100% (1)