0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
989
Okunma
giriş katının bilir kişisi
küçük bir bahçeyi saraya çevirmenin telaşında
eski köy değirmenleriyle sevişiyorum
suyun muhafazasını açıp taşkın
aşkın bir rengiymiş gibi
yapraklara değen yağmurun sesini dinliyorum
uzun sürmüş olmalı uykum
tahta kapının aralıklı yeşil göğsünde arsız otlar
meyil ile rengini değiştirmiş çamura ilk şiirini dinletiyor
tıkırtılı bir orman şarkısı kanıyor avuçlarımda
o ilk sorgu öyle tatlı ki
anne baba ve kardeş kuruntuları
harfi olmayan bir sözün kanatlarını taşıyorum
sorsam yine söylemeyecekler
kırmızının suyun dibinde başka
ellerimde aşka yorulduğunu
sisler gecenin korkusuyla saklı olsa bile
yarının gülen yüzünde oynayacaktım
daha dün uyurken
ırmakların pürüzsüz sesiyle uyanan
bir bahar olacaktım
dağ yollarının sevinçten kızaran arzusu
küçük bir çocuk için çok
sarı hayallere yürüyen kalbimin incinmiş mısraları
söyleyin
ben miydim göğün mavi dudaklarında ölen.