İstanbul’a yazılmış.. Yüzlerce güzel şiire eklentidir... İstanbul’a Armağan olsun...
İstanbul bir kadın, Kocaman gönüllü... İçinde tarih tarih aşkları, mutlu sona hasret, duaları... Göz alabildiğince saltanatlı.... Göz alabildiğince Anadolu topraklı...
İstanbul bir kadın, Masal masal anlatılan... Bir varmışla başlayıp.... Gülhanede ceviz ağaçlarına yazılan... Öbek öbek çiçeklerin arasında.... Gönül yangınları, kalp çarpıntıları.... Kavuşmaları, ayrılıkları taşıyan...
İstanbul bir kadın, Gelin misali... Bazen dışlanan, bazen horlanan... Kuru kalabalıklara gebe yolları... Vapurları, tren ve otobüs garları... Küçücük sokaklarda gece, gündüz, hayatları... Gelin güvey, denize kıyıları....
İstanbul bir kadın, Beyaz elbiseli... Köpük köpük denizi... Üzerinde motorlar, vapurlar, yatlar... Akşam sefası sandalları... Beyaz martıları.. Rast gele diyen balıkçıları..
İstanbul bir kadın, Yedi tepe etekli... Evliyaların.. Enbiyaların cenneti... Dua dua ağızlarda, gönül alabildiğince ziyaretleri.. Dili, dini, ırkı, rengi sinesine basmış her bir tepesi..
İstanbul bir kadın, Buruk hüzünlü... Eylülü kendine yakıştıran... Nazlı, nazik sarı, turuncusu... Ton ve ton allanıp pullanan... Gözleri dalgın deniz... Ufka doğru... Asırlık güzel.. Mağrur ama duygulu..
İstanbul bir kadın, Aşka aşık, Aşıklara aşık... Yüreği renk renk lale bahçesi... Dizi dizi Sarayları, hanları, hamamları... Özlemle bakar, karşıdan.. Adaları... Boğazı gerdan.. İnci inci şiir yazılan.. Aşklara hem vuslat, hem kavuşturan....
İstanbul bir kadın, Anne edalı... Sevecen... Kolları açık.. Göğsünü germiş, gelin diyen... Binlerce canı, hapseden,eyleyen, seven... Her doğan güne.. Ezanla nefes... Her başlayan geceye ışıklarıyla can veren...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiir kitaplarımdan birinin ismi; "İSTANBUL KADAR GÜZELSİN" dir. İstanbulu anlatan şiirler de iyi, İstanbul da yaşamak da iyi... Her şey İstanbul'u sevmekle başlar. Şiirinizi de sizi de kutlarım. Gönlünüze sağlık. Selamlar...
Yorumunuza verebilecek bir cevabım yok... Teşekkür etmekten başka... Çünkü İstanbula her kattığınız yorum ve yazdığınız her şiir... Kadın İstanbulu anlatıyor... Bu durumda susmam gerekir ki.. Zaten İstanbul kendini anlatıyor... SAYGILARIMLA....
"İstanbul bir kadın, Kocaman gönüllü... İçinde tarih tarih aşkları, mutlu sona hasret, duaları... Göz alabildiğince saltanatlı.... Göz alabildiğince Anadolu topraklı..."
ve,işte bir kadın karakteri ve şefkatine sarmalanmış İstanbul...asitane...stanbol betimlemesi...teşhis sanatının o varlıkları insana benzeten ve insana dair özelliklerle örtüştüren harika bir tasviriyle savruluyoruz o muhteşem mekanın içine...Kocaman gönüllü bir kentten bahsediyoruz....her varlığa,mekana nasip olmaz bu tabir,yakıştırma ve benzetme...hele,göz alabildiğince buram buram Anadolu kokuşları yok mu ya bu İstanbul'un...hangi semtine,hangi sokağına,hangi mekanına,hangi taşına eğilip de baksan,Anadolu görürsün...Anadolu koklarsın...Anadolu'yu yaşarsın ruhunun tüm dehlizlerinde ve maziden atalarının kromozomlarıyla getirdiğin benliğinde...
"İstanbul bir kadın, Masal masal anlatılan... Bir varmışla başlayıp.... Gülhanede ceviz ağaçlarına yazılan... Öbek öbek çiçeklerin arasında.... Gönül yangınları, kalp çarpıntıları.... Kavuşmaları, ayrılıkları taşıyan..."
O,bir kadındır,masallaşıp da,aşkların yazıldığı ceviz ağaçlarının gövdesinde...çiçek bahçelerinin içinde...kalp çırpınmalarının soluksuz heyecanlarında...kadın gibi kokar parklarında...çınarların dimağına kazınmış ulu gölgelerinde serinlik saçarken mola verenlerin yüreğine...hani masallar vardır ya,bizleri hayal ülkelerinin dağ başlarına...çiçek bahçelerine...saraylarına...prens-prenseslerine...anka kuşunun uçuşlarına...ejderhalarının ateş saçan ürperişlerine ve de mutlu sonla biten dualarındaki o üç elmadan birinin bizim yüreğimize düşmelerine sebep masallar...hele de ayrılık ve kavuşmaların harman harman derildiği mevsimleri ve oluk oluk gözyaşlarının haliçe döküldüğü...her kavuşmada bayram yerlerinin kurulduğu ana gibidir bu İstanbul...
"İstanbul bir kadın, Gelin misali... Bazen dışlanan, bazen horlanan... Kuru kalabalıklara gebe yolları... Vapurları, tren ve otobüs garları... Küçücük sokaklarda gece, gündüz, hayatları... Gelin güvey, denize kıyıları...."
Kimine taze bir gelin İstanbul...dışlanan ve horlanan o acemi ve nefesi Anadolu terbiyesi kokan...Anadolu!nun, "beyaz gelinlikle girdiğin evden,beyaz kefenle çıkacaksın"nasihatleriyle,kaderlerine secdeye varmış,er bellediğinin gözünün içine bakan,çocuklarına saçını süpürge eyleyen...olmazı olduran...oluru çoğaltıp da şefkatinin mayasıyla bereket bereket evinin kilerine taşıyan o gelinler var ya...Anadan-babadan-kardeşlerden ırak....ne telefonla,ne mektupla,ne de başka bir iletişim aracıyla sıladan haber alamayan ve hasretleri harmanlayıp da,gecelerin mateminde sessiz sessiz demleyip,kandillerin isinden sürmeler çeken gelinler var ya...Oysa ki o taze gelinin,o kalem kalem parmaklarına kınalar dökülürken "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar/Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"diye diye ağlatmışlardı da,gene de gurbete gönderilmişti o taze gelin,bir alaca karanlıkta,bir gece yarısı,bir kasabanın tren istasyonunda o demir yığınına binmişti,erinin ardı sıra ve gözyaşlarını içinin labirentlerine akıtan ana-baba-kardeşlerinin uykulu ve şaşkın bakışları arasında...geçim derdi,daha kınaları solmamış taze gelinleri,ağzı burnunda halleriyle nasıl da İstanbul'un sinesine sığınmacı olarak alıvermişti...Ah sen var ya anamız …kadınımız İstanbul...kıyıların nasıl da gelin ve güvey gibi içiçe...nasıl da her adımın sokak,tren,otobüs taksilerle içiçe...
"İstanbul bir kadın, Beyaz elbiseli... Köpük köpük denizi... Üzerinde motorlar, vapurlar, yatlar... Akşam sefası sandalları... Beyaz martıları.. Rast gele diyen balıkçıları.."
Köpük köpük denizleriyle beyaz bir elbisesi var İstanbul'un...ne ararsan var üzerinde...denize dair...her gece mehtaba çıkanların kendinden geçtiği...bazılarının da kendini intiharlarla teslim ettiği...her olta atanın nasibinin gür çıktığı...yalılarının iyot kokan tahta sinesinde ne masalların hatıralarının resminin asılı kaldığı...ne padişah,sadrazam ve sonradan görmelerin sefa sürdüğü...ne bestekarlara ilham olan o yalılar var ya...martıların o apak kanatlarında hayallerin kanatlandığı...sandal safalarıyla düetlerin yapıldığı beyaz elbiseli bir kadındır İstanbul...
"İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir Anadolu’da toprak damlı bir evde Gülcemal üstüne türküler söylenir Süt akar cümle musluklarından Direklerinde güller tomurcuklanır Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum..."Ceyda GÖRK
"İstanbul bir kadın, Yedi tepe etekli... Evliyaların.. Enbiyaların cenneti... Dua dua ağızlarda, gönül alabildiğince ziyaretleri.. Dili, dini, ırkı, rengi sinesine basmış her bir tepesi..."
Necip Fazıl Kısakürek şöyle der bu kadına:
"Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler… Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu. Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yâr olmaz İstanbul gibi diyâr; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar… Gecesi sümbül kokan, Türkçesi bülbül kokan, İstanbul...
Müjdelere masadak olmuş bir diyar ve kadın İstanbul..Yüce Nebi'nin müjdelerle betimlediği kadın...her tepesi,ağzı dualı...her tepesi bir enbiyaya,bir evliyaya,bir veliye,bir ağzı dualı kula mekan İstanbul...Ve bir şair bakar o tepelerin birinden İstanbul’a ve şöyle der:
"Seni görüyorum yine İstanbul Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev, Yol, meydan. Geliyor Boğaziçi’nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi. Bir yanda, serin sabahlarla beraber, Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım. Baktıkça hep, semt semt, yer yer..."Z.Osman Saba
Bir ana şefkatiyle barındırır sinesinde her ırkı,dini,cinsi varlığı...hiç şikayeti yok ve mutludur...Bir anadır daim İstanbul...herşeyi sinesinde eriten ve sarmalayan...
İstanbul bir kadın, Buruk hüzünlü... Eylülü kendine yakıştıran... Nazlı, nazik sarı, turuncusu... Ton ve ton allanıp pullanan... Gözleri dalgın deniz... Ufka doğru... Asırlık güzel.. Mağrur ama duygulu..
mağrur ve duygulu bir kadındır İstanbul...güzelliği asırlara,dünyaya bedel...her rengin kendisine ayrı bir zerafet verdiği bir coğrafya gibidir bu kadın İstanbul...Yavuz Bülent Bakiler şöyle anlatır bu güzelliği:
"Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen Durgun sular gibi azalacağım Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince Yalnız gözlerime bak diyeceksin. Ellerim usulca ellerine değince Kaybolup gideceksin"
Kim neyi görmek isterse onu görür İstanbul’un çehresinde...Ah İstanbul ah...bir kadın gibi efsunlu...bir kadın gibi çözümsüz derinlik...bir tablonun ahenkli renkleri gibisin okuyana seni...
"İstanbul bir kadın, Aşka aşık, Aşıklara aşık... Yüreği renk renk lale bahçesi... Dizi dizi Sarayları, hanları, hamamları... Özlemle bakar, karşıdan.. Adaları... Boğazı gerdan.. İnci inci şiir yazılan.. Aşklara hem vuslat, hem kavuşturan...."
Aşıklara aşık bir kadın istanbul...kendisi zaten aşka aşık...aşkın her rengi,kokusu,güzelliği,hüzünleri nasıl da yakışıyor be kadınım İstanbul...nereye baksam güzellik...nereye baksam aşk..nereye baksam tarih kokuyorsun ey kadın...Şair Turgut Uyar İstanbul'u sevgiliye benzetir şu mısralarda:
"Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kim bilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki daha sisler kalkmamıştır Haliç’ten. Fabrika düdükleri ötmededir..."
mahmur ve saçların dağınık o sabah vaktinde bile çok güzel görünürsün sen sevdiğim,der kadına benzetip İstanbul'u...kadın gibi her dem güzel ve hayat bahşeden sırlarla dolusun sen ey İstanbul...
"İstanbul bir kadın, Anne edalı... Sevecen... Kolları açık.. Göğsünü germiş, gelin diyen... Binlerce canı, hapseden,eyleyen, seven... Her doğan güne.. Ezanla nefes... Her başlayan geceye ışıklarıyla can veren..."
Nefes verirsin ezanlarınla sen herşeye ey kadın...anne gibi şefkatinle...herkese gel gel sineme deyişlerinle...sahi,sen nasıl bereketli ve şefkatli kadınsın ki,her misafirini işsiz,aşsız,yuvasız,ekmeksiz komazsın hiç...Şair Ceyda Görk der ki:
"her şafak söktüğünde sabah ezanlarının? o ezanlarda hâlâ senin duaların… ah can, ah canım, sevdalım, bu şehr-i istanbul gibi karışığım, ne vazgeçebildiğim, ne yaşadığım… mümkünü yok ki unutmamın… İstanbu’u sevmek gibi sevdim seni ben İstanbul’a hasret gibi sensiz yaşadım..."
Ve,İstanbul işte esrarengiz bir karadelik gibi yuttukça yutar herşeyi ve herşeyi onda yaşadığının bir kadındır İstanbul...kimse unutamaz onda yaşadıklarını...İşte bu yüzden İstanbul'un şiirleri...aşkları ve herşeyi hafızalarda ebediyen kalır...
... "İstanbul bir kadın, Bakmasını bilene... İstanbul bir kadın, Sevmesini bilene..."
bakmasını ve sevmesini bilene kadındır İstanbul...kim ki bakmasını,sevmesini biliyor...işte İstanbul...işte kadın...
"sana yalvaran kaçıncı şair kaçıncı şiir bu yarım kalan sevişmelerden geldik sana şiirimiz öksüz kalsın diye mi? dilim yetmiyorsa kalbimi dinle sevda de buna ekmek parası de aşk de ar, namus de töre de cefa de, vefa de topla kendini topla vururum seni İstanbul vururum en yeşil baharından Kızkulenden Aşiyan’dan Bebek’den denizinden vururum seni masmavi kanarsın masmavi ağlarım sana kendimi vurdurma bana topla kendini topla kendini şehr-i İstanbul..."naşide GÖKTÜRK
Tebriklerim,İstanbul'u bir kadının hayatında varlığında ve kadına dair özelliklerde kişiselleştirip betimlemenizdeki ustalığa ve paylaşımınızdaki güzelliğedir...saygılarımla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.