12
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
5739
Okunma

mülteci ...
gözlerinizden
mısralar çektiğim
Platon eskisi bir edebiyatta kalemim
pencere pervazı
Sokrates geceli kağıdın beyazında
rengi mühür bakışlarınızın
sözüm ona şairiyim
ve ayak bileklerinize
bin yıl önce gözlerime ayırdığım
Karacaoğlan yiğidi uykuyla geliyorum
düşlediğim denizlerin sırılsıklam dokunuşları sanırım
kirpiklerinizin ucuna çizilmiş yağmurlar
tuzuyla köklerimi ıslatışı varya
ah acısı mavi kadın
inanın ruhumun mülteci ayaklanmasıdır bu
tel örgü arkasından
güneşi koparmak kadar onurlu yağmurlarınız
kuş kanadı
çocuk düşü
anne sütü
baba yorgunluğu kadar güzel yağmurlarınız
acaba
kirpiklerinizin ucuna asılı duran damlaları
avuçlarımın toprağına bırakırmısınız ..?
avuçlarımda yağmurlarınız
aklımın ahşap düşlerini adımlarsınız belki
her ayak atışınız
sarkaç altına tünemiş
güvercin sesi olur
solumun alabora özlemine
birde Nazım şiirleri çıkar ansızın
saçlarınız Farjad’ın elleri
ve yüreğinizde atar
Golha hüzzamı
hemde çingene gülü diriliğiyle
şimdi bir duman arası olsun yokluğunuz
tütünü ciğerlerime bastığıma kızmayın
gri bir bulutun rastgele boğuşu işte
aslında öksürdüğüm her anımda
içme deyişinizi kulaklarıma yedirdiğimi bilmelisiniz
üzerinden külleri temizlediğim o büyük şairi hatırlarsınız
yazdığı her şiire bir paket tütün öldürdüğünü sayın
ben on tane
bu sizi umutlandırır belki
umudunuzla gri bulut boğuşu dağılır
acınızdaki mavilik serilir ciğerlerime
dönüp dolaşıp sokak karanlığı gecede
firari bir kaçaklıkla
yağmurlarınıza geliyorum
önüm ardım sağım solum
kirpik uçlarınızdaki damlalar
sorarmısınız benim için yağmurlarınıza
eylülün sarılığına ne kaldı..?
bir kadının maviliğiyle düşlemek yağmurları ...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.