11
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
2036
Okunma

Kara bir orak gibi kuşatılır öfke
Ölüm bakar ilgisiz bir gözle
Gördüğüm düşü anlatmak için uyandırdım bedenimi.
Dilsizdim, hangi şifreyle çözeceğimi bilemedim
Çatladı sabır taşım,
tohumum acı
ve göklere bağlanan umudumun sonu geliyordu...
Hüzünlü bir ozan gibiydim şarkısını yitirmiş
Ardımda bin ağlayan yıldız eşliğinde
üzüntülü bir gecenin kalbini taşıyordum...
*
Sonra bir ses ilişti;
Sakın güneşin sarı benzine, sakın yıldızların parıltısına dalıp gitme.
Büyüler seni, geçici bir güzellikle kuşatılırsın.
Oysa sen...
Gökyüzüne bakarken göçmen turnaları görensin
Mevsimlerin kavşağında, rüzgârların geçidine gidensin.
Kuşların kanat kanata denizleri aşmalarını izle,
üzdüğün gövdene,çöktüğün kedere bak!
Terk edilen harman yerlerine git,
tarlanın kuru sofrasında doyur yüreğini
Yıkılmayan, gururlu ağaçlara dik gözlerini,
pencere camına vuran yağmur damlaların hüznün olsun.
Batan güneşi izle kuşların kanadında, göç ederlerken ülkeyi...
Senin adın acı, acıyla güçlenensin.
Düşümdeki dehşetin orta yerine serilen gökkuşağısın.
Her renginin tadı doyumsuz,
ezan eşliğinde kuşların şakıması gibi ölümsüz...
Ellerini ver bana
Kuşun baharda,yağmurun denizde,
bulutun tufanla, ağacın ormanla konuştuğu gibi.
Köklerini anladım senin,aydınlık tenhalarda ağlayışımsın,
Karanlık mezarlarda seninle söyledim en güzel şarkıları.
Tanıdık sesimle sesin.
02.05.2014
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.