4
Yorum
26
Beğeni
0,0
Puan
2498
Okunma

geldiğinde
kentin iki gözü arasında
bir düş çiçeği karşılayacak seni
üzerine saten yıldızlardan imgeler
imgelerin dilinde çocuk yüzleri göreceksin
sol tarafına inşa edilen denizin mavisinden
bir tutam alıp
ayaklarının yorgunluğuna sür
saçlarının tozlarını rüzgarın nefesinde tara
ve havada uçuşan kelebeklerin ömrünü sev yavaşça
geldiğinde
çıkarıp üzerindeki yalnızlığı
hemen ilk gördüğün sus ağacına as
ağacın kökünde saklanan kelimeler
yalnızlığını alıp
en kalabalık romanların sayfalarına götürecek
sen düşünme
orada olduğu kadar mutlu
hiç olmadığı kadar çok olacak
ve çırılçıplak kalan ruhuna
her köşe başında duran
hayallerden birini giydir
sonra usul adımlarla
ilerle aşk caddesinin kırmızı kaldırımlarında
yaklaştıkça
umudun ahşap karnına
heyecandan elinin içinde topla terli titremeyi
gözlerini kapat
ve aklına ilk gelen beni düşün
bir ninni sesi duyacaksın
ardından gök damla damla çocuklarını doğuracak
birden martı çığlığına oturmuş kozalaklar
kirpiklerinin uçurumuna dokunacak
ve o an durup
kapalı gözlerini kaçak bir heyecanla açacaksın
belki bir hayalin var oluşu olacaksın
belkide var olan bir düşün gerçeği
sen bilmediğin bu kentin sesine kavuştuğunda
anla ki
sana biriktirdiğim tüm yazıların
son cümlesi olacaksın
...