10
Yorum
27
Beğeni
0,0
Puan
2324
Okunma

aklımın kördüğümünden geçme
anlayamadığım kadar anlamsız zaten düşler.......
yıkılmış viranelerde tümseklere takılıyorum birden
olduğum yerin sırılsıklam yokluğuna düşüyorum
paramparça semahlar dönüyor başımda
ve bir gezginin matarasın/dan içtiğim hayatla ayılıyorum..
aşiret sesleri vururken zılgıt çoğaltan resimlerime
bir başka coğrafyanın renklerini savurma dağlarıma
göç zamanı en basit haliyle seviyorum patikaları
gökyüzü mavilerle bakarken toprak damlara
yüreğimin eski zaman hikayeleriyle izliyorum
çocukların ilk suya dokunuşunu..
şimdi çırılçıplak bir deyişin yükseklerine haykırıyorum düşlerimi
kelimeler berrak bir ırmağın çakılı
sırtımda dervişlerden yaptığım manevi bir sual
arıyorum vicdanımın doğduğu toprakları
çok eski aşkların
o büyük özlemleriyle basma yarama
en fazla yarına kadar ömrün sayılı zamanları
belli belirsiz yenildiğim sevdaları yağdırma aklıma
ardım koskoca bir yanılgılar ülkesi
zulada başka aşkta yok
yapma , yitirdiğim doğrularla çalma her yanı dökük kapımı...
ezberimde
bir küçük anıdan ibaret söyleyemediklerim
başka başka yolculuklardan
bir başka yüzyıla dalıyor bazen unutkanlıklar
o zaman
söyleyemediklerim söylenmemiş sözcükler olup duruyor karşımda
ağır kül dağınığı yangınlar açılıyor iklimin gözlerinde
tıkanıp sığınıyorum Araf gizlisi bir buluta
orada sımsıkı bir sevda sarıyor ruhumu
ellerim seyyah olup dolanıyor dünyanın dizlerine
ve gözlerimi açtığımda
ezberimden geriye bir tek yalnızlık kalıyor
Azrail bekleyen ruhlar gibi..
beklenmeyen bir anda sade haliyle gelir hayat....
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.