11
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
1887
Okunma

Bilirim sebebini; sormam ki "neyin nesi?"
Bilmeyen zanneder ki kuşlar izinli bugün...
Bir başka gür çıkıyor fırtınaların sesi
Ağaçlar müteessir, dallar hüzünlü bugün.
Haz alsa da agaclar rüzgârın şarkısından
Yaprakların kulağı "gel" diyecek sedâda
Sararmış çehreleri ölümün korkusundan
Akleden insan için ibret var her vedada.
Yine mevsim o mevsim; aylardan Eylül ayı
Ne kelebekten iz var ne bal yapan arıdan
Uygun bir in ararken kış uykusuna ayı
Ekin vakti yan yatan ümit kesmiş darıdan.
Ağustos sıcağından yaka silken ayazlar
Çıkarmış kış gelmeden kılıcını kınından
Karınca duasında yine aynı niyazlar
Tedbiri dünden almış; pek emin çıkınından.
Sökülünce nişanı şafağın yakasından
Göz kırpmaz olmuş sabah sımsıcak şuasıyla
Geçilmiyor geceler ayın fiyakasından.
Mehtap endam ettikçe yıldızın duasıyla.
Son kırlangıç sürüsü göçerken destursuzca
Çatık kaşlı bulutlar ha kızdı ha kızacak
Herşey ahenk içinde işliyor kusursuzca
Haddine mi insanın; bu düzeni bozacak!
Kim bilir kaç Eylül’e tanık oldu bu gözler
Yaş aldıkça artmakta efkârlı zârın harı
Kalbimden geçenleri dil tarifte tökezler
Bu sonbahar ömrümün belki de son baharı...
Mecit Aktürk