0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
805
Okunma
Kentleşmiş, kanlı ses çağırır
intihar düşüncesini…
Ay ışığından bir köprüde
çalınmış aklım,
mezara girmeden önce akıllanmak
ister insan
sonsuz arayış bu yüzden…
Bu kadar çok savaşlar olmasının nedeni
akıllıların gerizekalılardan sayıca fazla olması.
Durum tersine döndüğünde kalıcı barış sağlanır.
Karşımda oturuyor kadın. Gözlerindeyim şimdi...
Derken büyülü bir şey oluyor ve kendimi gerçekten
kadının gözlerinde buluyorum.
Kirpiklerinde durmuş büyülü renge bakıyorum,
fakat göz kırpınca ayağım kayıyor
ağzının kenarına düşüyorum.
Kırmızı dudak kiraz tadı
ancak birden diliyle içine alıyor beni
dişler gerisi dil üzeri tutuyor
Birkaç çürük sayıyorum ve ayağıma takılan diş taşlarını…
Daha sonra ıslak boğazdan aşağı iniyorum
kalbi geçip bereketli memede susuzluk gideriyorum
biraz daha aşağı iniyorum sonra
işte oradayım
karanlık dar kanal içinde ellerim esnek duvarları tutuyor
yürüyorum havasız mağarada
kaygan zeminde yirmi santim kadar
düşe kalka ilerliyorum
sonunda buluyorum girişi/çıkışı
ve taç yapraklar arkası beyaz bir yelken görüyorum.
Tam çıkacak oluyorum ayağım kayıyor
elim tavandaki hassas düğmeyi tutuyor
ve sıkıyorum avucumda düşmemek için.
İşte o an hiddetle kasılıyor duvarlar
beni yine içeri doğru birkaç santim sürüklüyorlar.
Güç bela sürünerek ilerliyor
bu kez düğmeye dokunmadan
sık çalılar kenarından sıyrılıp çıkıyorum dışarı.
Kadın başka bir yöne bakıyor…
Geçip yerime oturuyor içkimi içiyorum…