16
Yorum
32
Beğeni
0,0
Puan
2243
Okunma


ve ben seni sevdiğim zaman
pencerelerinin önünde menekşeler açardı fütursuzca
yine öyle mi..
bilmezler
garibin çığlığının içinde oturduğunu
ve ben göç vermiş köyler kadar yorgunum
yaralı bir türküyü tutuyorum kulaklarımda
nasıl bir ceza bu ki
daha ne kadar tutarım
daha ne kadar tutarım..
soluduğum her nefes
hüzün tınazları biriktirdi içimde
saçlarımdan sızan yağmurlarla çürüdü yaralarım
ben hep yüzümü tırmalıyorum anne
kanayan kalbim oluyor
çocukluğum dökülüyor avuçlarımdan
vazgeçilmez bir bir türkü gibi
burnumda tütüyor
sessiz sitemsiz dizlerin
ne zaman boğulsam
ellerinin kokusu geliyor Akdeniz gibi
ben o zaman
gözlerinden uçan martılarına tutunuyorum anne
bu kaçıncı yalancı bahar yanılgısı
bu kaçıncı boğulmam içimin nehirlerinde
bu kaçıncı kaldı karnesi elimdeki
daha kaç kere tutabilir ki bir insan yüreğini ateşe
bilememişim türkülerin anne olduğunu
unutmuştum yaralarıma mehlem olduğunu
gözlerimin arasına sığmıyor artık yalnızlığım
cebimde otobüs bileti
çantamda kaldı karnesi
bir de sararmış fotoğraflarımın hepsi
iki gözün yaramazın uçkunun
göçmen kuşların yolundan
dönüyorum..
sana yaralarımı getiriyorum anne
efsunkâr yorganlarınla ört üzerimi
huzura göm beni mor menekşelerden
ne nihavent ne de buselik kurtulabilir artık nisyandan
11/04/13-Antalya
Sıtkı Özkaya