10
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
2353
Okunma

gem vuruyor
karanlık altında dizginleriyle
kurumuş dudaklarımıza
kanatlanan ölüm
gücenik bir yaprağım sonbahar ağacında
al beni gözlerinin gül bahçesine anne
sana susamışlığım içimde kanayan bir yarayken
nereye böyle
büyür acı
yıkılır darağacı
kalk
çiçekler tozlaşmaz anne kokmasa odalar
oyukları taşla tıkanan, üstü çamurla sıvanan
şu toprak kokulu damların eşiğinde bırakma beni
sökülmesin bacalardan alazlar
ışıksız gözlerimin pencereleri günlerdir kapalı
sensizliği kabullenmeyen kalbimin derinliklerine
çocuk yüreğime söz geçiremiyorum anne
sabahı emziren güneş sendedir
gitme
hayat uzaklarda
hayat iki ateş arasında bir kuş uçuşu
korkularım gelişen gürleşen koca bir orman
ellerinsiz çıkılır mı koca dağın altından
mahrum etme
gelincik tarlasında bir dalım
bir damlayım okyanusla cebelleşen
damar damar oyulmadan
susmadan anaçiçeğim
kalk
ah göğsünde çimen kokusu taşıyan annem
üstünde bakır rengi bulutlar dolanıyor
sallanıyor sıvası dökülmüş duvarlar
kalk
söyleme dermanının tükendiğini
söyleme anne
titremesin dallarına tüneyen kuşlar
Müsade Özdemir
5.0
100% (14)