9
Yorum
13
Beğeni
0,0
Puan
1779
Okunma

1-
sülüs kıvraklığında
sûr’un tarifini
veda bestelerinde buluşturan
ölümün kıyısında
gördüğü rüyada silkinen
sırrına erişmeden ışıltılı hülyanın
hür ufukların rengini kaldırıp
anka’nın kanatlarından
bir avuç kül bırakıp su’ya
kırklara karıştığını
seyreden insanlardık
yıldızların
kıpkızıl evrenle zıtlaşıp
döküldüğünü
çöl sofralarına taşındığını
çelimsiz ruhların
yalın bir mürekkep gibi
aşıp ufukları
pıhtısına döndüğünü
nabzın sendelediğini gördük
bütün hançerleri
barış toyunda toprağa düşen
gölgesinin başladığı yerde
oturan kervanlarda yolcuyduk
iğde ağacına sırtını dayayan
hazin bekleyişle eşkalini saklayan
içinde hâlâ sevgi olan
tek yürek, eşsiz vücut
gönül zengini insanlardık
-yalnız ıslıkla çalınan türkü tadında âh duyduğumuzu
anımsıyorum
2-
yani!
suskunun gerdanını
dudaklarıyla toplayan..
gurbete gidene kara bağlayan
sedef ışığında yüzü aydınlanan
tenha dağlarda esmerliğiyle
ıslıklanan kırbaçların sesine susan
annelerin oğullarıydık
oğlum ilelebet sağ olsa
sağ olduğunu yedi düvel duysa
şafaktan bir deva sağıp
su niyetine ardından serpsem
az gidilse tez gelinse
umut kıvılcımı ile
öykünerek kucaklasam! diyen;
sefalet çanağının dibinde
özüne dönüş çığlığı atan
annelerimiz vardı!
anıtlaşmış zelzeleden artakalan
kurşuni külleri
toplayıp gelen ecelin
bu kadar kirli olmasını
küçülmesini dünyanın
arp gibi gerilmesini
köklerin ve yaşam uçlarının
erken dirilmesini gördüm
kaç kişilikti hayatım anladım
anlamadığım
neden!
-çocukluğun kesilen göbeğine ateş basılır!.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.