0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1260
Okunma
Kaç kez parmakladın kalbimi
Ki; parmakizinden yakalandın bir gece vakti
Susmuştu ay
Yıldızların dilini kesmiş olmalıydın
Dolanmalıydın unutulmayan şarkılar gibi
Bütün dillerde
Kimi ellerde kına olmalıydın
Mürekkep kimi şiirlerde
Muzdarip bir aşkı haber verirken çalıkuşu
Huşu içinde kılamadığım ikindi namazıydın belkide
Bazende yüreğimin geçiş töreninde, fikrimde mayın gibi
Dal gibi işte...
Zel gibi...
Şın gibi..
-Ayınsız bir günde gaybına eremediğim vuslattın
Sahi; o sana yazdığım son şiiri nereye fırlattın?-
----
Süphanekeyle başlayan dua gibiydi oysa gözlerin
Bereketinden eteği karıncalanırdı tüm sevdaların
Martılara çay ısmarlayıp hesabı ödemeden kaçısını bilirim
Hani sen hüzün adlı kelebeğin kanadının deseniydin?
Bende hiçbir kelebeğin ölmemesine vesileydim
Gayr-i İhtiyariydi tüm elveda deyişlerin
Geviş getiren o sarı devenin sırtına yüklemişken dünyayı
Kamasutra diyordun aşk; ölüm ise mostra
Üstüme geçirdiğim en değerli zimmettin beş parasızken
Hafızımdın beni ezbere bilen
En ağır anlaşmaydın kalbimde
Ben diyeyim karlofça sen de lozan
Ah şimdi bir sızı var tam da içimde
Ve sahipsiz bir aşk ezberbozan
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.