47
Yorum
39
Beğeni
0,0
Puan
3165
Okunma

Yaklaşık iki yıl önceki bir şiirim.
Köklü duyguların da, şairliğin de bitmeyeceğine inandığım için belirtmek istedim.
Susmaya niyetlense de, sadece dil dışarıya susabiliyor. Yürek hiç susmuyor ki...
ŞAİR SUSTU
Gündüzün derinliğini ahtapot gücüyle saran
Gaddar rengi koyu karanlığı,
Asasının efsunlu ve canhıraş tıkırtılarıyla
Yırtma uğraşında, nefes nefese yürüyordu;
Gözlerinin feri kaderine tutuklu,
Garip adlı zamanların biçare seyyahı…
Yüreği, avuçlarındaki derin çizgilerde muhafazalı,
Gök kubbenin huzmelerine hasret,
Yalnız,
Çaresiz,
Takatsizdi…
Yılanların soğuk ürpertisi,
Yarasaların acımasız kanat vuruşlarıyla,
Işık almayan tünellerde kaderine gidiyordu.
İçindeki azmin dev kolları,
Avaz avaz bağırtarak prangalar vurmuştu
Geçmişe esir, meçhulü yudumlayan biçare seyyaha.
Umudun keskin kokusunu derin derin soluyarak,
Suratına inen şiddetli ıslak şamarların,
Aradığı mavilerin taş köpüklü damlaları olduğunu
Bilmeden yürüyordu meçhule,
Yüreği avuçlarında, hasret sarhoşu seyyah…
Sendeledi…
Çöktü tutmayan dizlerinin üzerine.
Vakarla süslü yüreği avuçlarında çarpıyordu…
Mısralara gebe damlalar kırmıştı kalemini.
Yuvarlandı avuçlarındaki yürek,
Taş damlaların arasına bıraktı kendini…
Bitik bir gayretle sarıldı kırık kalemine.
Son bir gayretle şiir yazmak istedi.
Kırık kalemin boşa akan mürekkebi
İki sözcüğe izin verdi ancak…
Ulaşamadığı gök kubbe okudu sadece
Solmakta olan son sözleri…
“Şairlik bitti!”
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.