17
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
2466
Okunma

ölen sensen
el neden ağlar sanıyorsun ki
Hoşca kala dönmeden dil
bitirmeden daha sen
bir fasikülde toplanıp verilecek eline biyografin
manşette çekile çekile özenle sildiğin sözcüklerin
hayal rüzgârları nispetinde
evireni çevireni gerçeğini gerçekliğini
savuracak bildiklerin bilmediklerini
birileri atlayacak birileri saklayacak
satır aralarında özenle bıraktığın boşluklarını
seninle örtecek sarhoşluklarını kimi
ve daldırlacaksın yaşanmış yaşamamışlıklarına
her birinin bir parçanda alacağı kalmış gibi
sesin öyle gür çıkacak ki can cana değdiğinde
sen de anlayacaksın alıcı kuşların neden
dönüp durduğunu başucunda
itip teker teker kanından beslenen kelimeleri
nefesinle yakacaksın seni tanımlayan cümleleri
ezberinden dökülürken tamlamaların eğretiliği
acılarını sarmalayıp ağlayacaksın adam gibi
saatin tik-tak-larındaki o rutin
o yavaş
o ağır
o hantal
o öğüten ezgi gün gelip geçtiğinde yüreğinin ritmini
pür dikkat kesilmeden
daha önünden bildiğinde yaşanmamış öykülerin sonunu
anlayacaksın hayatın umuda yakılmış bir ağıt olduğunu
işte o vakit
ellerinde buket
yüreğinde derlenmemiş türkülerinle yürüyeceksin ayrılıklar üstüne
bahara gönül koymuş
zemheriye nikahlı bir gelin gibi