12
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
1353
Okunma

Sonsuzluğu emzirir Aşk sonra sütü kesiliverir
Kördüğüm her çıkış dayatmakla açılır Ebed kapısı
cesetler için kımıldıyor ellerimiz
sîneye esiyor sefil fırtınalar
cinayet şehveti gecelerin lehinde
içimizin taze kan dolu dehlizlerinden
sürünerek çıkıyoruz o ince noktadan
karanlığa alıştırılan gözler hazâna erişmiş
kan düşmüştür kederler yeksân
ateş yürümüştür hayli perişan
âşikâr ehl-i zamân’a-kul
mihmânlara konar göçer ses vermeden
ağır ve genişleyen vücûdu titrer
bıçaklarla kazınır aşk -zihinden
ay soğur bağışlanmaz cinayet gecesi
arındıralım taze ölü gözleri
saatleri ayarlayın beyler bayanlar!
dehrin azı dişinde
müntehâda havârîdir aşk
eğilir su niyeti
mecnûnun çölüne
gök suyunu melekler taşır toprağa
bilmesin aşık yürüsün yusuf kuyusuna
buharlar fışkırsın gövdesinin
dirim deliklerinden
karahumma bulutları saçarken -boğma teliyle
sokulduğu ışık ve gölge -gergef
kelimeler yüklü yeminlere dokunsun
ferman ve cânan misâl -yüreğine
ey hükümsüz
ey en doğal
işlendikçe büyür hayat
bizi anlatıyoruz
en çok da
sesimize ölerek
ağzımızda hastalıklar -ölümlü
duvarlara çarpa çarpa
dağıtılmış isim mânâsız cisim
yahut bir çocuk
kardeşine yastıkla abanmış
çocuk boğulurken
o umarsız
dahası yok
ey dostluğun müebbet eylemi
saçları su telleriyle taranmış
ey önceliği olan sonsuz ay ışığı
dolunay kana tutulmadan
dalıyor düşünce
ve rahmin yumuşaklığında bıçaklarımız
-Sonra ölüyoruz-
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.