9
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1335
Okunma

/Gün/
Gheorge Zamfir’in üflediği pan flütten geçerken
Peri bacalarından stoklanan gülüşlerimiz tütecek
Doğduğumuz hergele baharın burnuna
Evren bizi doğururken
Kim söylemiş tanrı ve üç suretinin bir gün yere ineceğini
/...
-I-
Kayıp düşmemeliyim kirpiklerindeki boşluktan
Uzuv kıymamızın kokusuna bulaşmış ve
Üçe bölünmüş bir tanrıyken
Bu gece kimseye günah yazmaya uçmayacağım
Kanımı satırlara döküp
Kimseye yalatmayacağım sonra
Bakışlara katılıp
Gördüğüme tek tek bir parmağımı kıracağım
İç sularımın meme başlarını
Emzirirken acıttıracağım
Kabuskabul ordusunun komutanına
/ Yarattığımı oynatacağım
Hiç günah yazmadan /
-II-
İniyor musun
Kalbimin buzlu merdiveninden
Kayar gibi
İkinci halim sessizliğinle koru sağ tarafımı
/Seni sağıma işledim /
Çocuk düşünün kimliğindeki gözleriyken
Uzağın yakınlaşmasıyız sanki göktarlasında
Hep yakına borçlu uzaklar misali
Yarım akıllı mevsim koynunda
Bir çift dudaktan başlayan serüvenimizi
Müebbet yemiş kuşların
Gözlerinden uzamış hayal koruluğuna / adadım /
Aklımızın şeytan patikalarına
Yağmurun düşüşünü simgeleyen
Okyanus dehlizlerinin
Kasık vuruğuna karışarak
/..
-III-
Ne vakit yanmış belirsiz
Demini almamış hüzünlerimiz
Salyamızın kanat sesleri
Hangi denize dilek çaputu olup
Yüzmüş köpük sırtında
Ay gibi taze
Hangi ara tutulup
Pullandırmışız inatçı dalgaların yatay hüzünlerini
Gecenin yarattığı üç kirli tanrıdan ikisiyiz
Yıkanırken abartıp buruşan
Kurumaya çalışırken
Köle yangınına düşüp çeneleri kül olan
Kör geceyi
Küçücük monologun kıllarından çekip
Kızıl ötesinin yüksek rakımında hırpalayan
Çölü düşleyen garip kelebek mevsimi okşayan
Yüzü yanık melek yanlarına tarihi anlatan
Yüzüşü yeni öğrenmiş karakafalıbalıklar
/ iki çakma tanrı/
-IV-
Dilimizde uyanmış ilk çalgı bu
Titreyen perdeden içlere dolmuş ilk rüzgâr
Yengecin açlık uykusunda var olan
Gülüş çukurlarımızı
Dinlendiyoruz
Umut devesinin geviş getirdiği
Kıyamet pusulasının kırık camında
Sen ay
Güneş gibi parlıyorsun soframda
Ben meze gibi tadılıyorum borç ağzında
Gizi aydınlatırken
Bozuk suretlerin kaçık ayarında
Gamsız öküzgözleri büyüyor türkümüzün çalındığı bir enstrümanda
/Aklımıza koşun hissiz gölgeler
Çöpteki beyin öpüşleri alnımızın karalığından yayılmadan /
-V-
Güne uyanmayan şafak yıldızını öpüp
Esas parıltısını kucaklayacağız his kervanında
Şeffaf pamukların bulutlaşmış taraflarına
Renk olmaya başlamalı kör gece
İçemeden sabah kaktüsünün gazap sularını
Tin salıncağımız göğe itilirken
Donan varlığımıza
Hızlıca donör arasın şeffaf hallerimiz
Zaman düzenbozan hayalleriyle dans ede dursun
Biz giz kokuşanları toplayacağız
Şahlanan bir atın yediği son kırbaç acısında
Yağmura bulanan /çamurdan tanrılar /
Olduğumuz vakit ödül karnavalında
Köprüleri yıkılan güç hikâyemizin
Son kolonunu da devireceğiz
/Ben ben ve ben
Gün batımında/
.../
OLGUN ONUR şiirime sesiyle hayat veren, sonsuz teşekkürlerimle...
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.