10
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1216
Okunma

gözleri acun dehşetlim
park özleyen kavruk çocuk
eşikte bayılmadan önce
masal mı sayıkladı ne
sokaklar avurtlarında yıkılmış
saçların şehrin düş görmeyen kaldırımlarına
tüm karıncalara ağıt mı yakmış
saçların aşk ister ölüm ister
yürekteki tuz ve kan gibi karışmış
sakalında karanlık gamdan mı artmış
bu kadar yakın bakma gözlerime
çaresiz retinası siyanür sessizliğinde
bilemem dünya neden bu kadar hüzünkar bir ürperti ile döner
rengi nedir dingin serinliğin
toplumun kederi kefen gibi yapışık tenimize
o kadar ölgün bakışlarım
imbât hışırtısını kestikçe sorularım asılı durur semada
alnım bana darıldı ben alnıma
insan kokusunu neden sevmiyor rüzgâr
inan ben de cevaplayamam
az ötede güneş aydınlığı sayıklıyor
gövdemizde ise cehennem nöbetleri
dünya acı ile böğürür de böğürür
yaşam sancılı masal
genzi yakan boşluk
dilimizde sevda öyle uyuşuk
uç uca birleşen mekanik tutukluk
asırlardır değişmeyen suskunluk
yasa bürünüp uykuya dalmadan evvel
gözleri acun dehşetlim
baş başa
sayısız kalabalığın susuzluğunu içelim
düşlediğimiz bulutta şadırvan sesi
şehirin güneş yiyen kızılına benzer
şarapla kutsarken gün batımını
cıvıl cıvıl çocukluğumuzu çağıralım
n’olur ağlamayalım...
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.