5
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1447
Okunma

Mat akşamlara düğümlenirdi düşler,
Ve otarşisine, simli serenatların avazı.
Vuruktu şehrin tebessümleri kilitlerine
Mevsimleri buruk…
Civar tefekkürlerin rahminden inerdi perdeler
Meydanın sisli sabahlığına.
Gölgeleri depreşirdi kuralsız bir oyunun
Yılgın motifler üzerine.
Hükümsüz bir adak beziydi yağmurda beklenen zaman
Kuyuda bir kör dilek,
Kasırgalar devşiren ordu yalnızlığının
Yaldızlı yazgısında bir can suyu.
Neleri olması gerekiyorsa yokluktu
Uzanılası bir menzilin dipsiz hegemonyasında.
Anlatılmaya yüz tutmuş anlaşılmaz sığlıkta boşluk.
İhtiyar falcının
Gözlerinde kıvılcımlaşan güneşe isyanla yeksan
“Aşk olsun” diyende yüreği durağanlaşan zaman
Durduğunda mekânın bir noktasındaydı
Bam teli notasında iki sır,
İki cihan arası denge.
Keskinleşen aynaların aksinde
Bir masumiyet sağanağının akladığı vicdandan
Büyümüş ama yeni doğmuştu iki göz.
Bir sözde durulmuştu iki köz
Bir an’da donmuş sonsuzlukta
Bir yıldız konmuştu kırmızıya,
Aşk olmuştu…
03.02.2012
m.abdırgan
5.0
100% (7)