8
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1507
Okunma
ellerime sıcaklığı bulaşmış rüzgarın
ondan tutunurum saçlarına
söğüt dalının.
estikçe yer eder
toprak damıma...
hep bir ağızdan söylenmiş amin gibi
kar yağıyor
eskitilmiş bir kaç güvercin kanadında
eprimiş şarkılar.
hişşş
karın altında bahar var.
kirazın dallarında sıcacık bir yumru
çiçek dökecek
alazlı kollarına.
yıldızlı gecelerde
ince uzun patikalardan
kanatlarında şarkılar
yol açacak ateşböcekleri
dere kenarında süsen
kıyamet...
cümleten hoşgeldiniz...
şöylece gelsin yamacıma
askılı pantolonlu çocukluğum
ceplerinde gülüş saklı.
vaktiyle
peri padişahının kızı varmış
altın saçlı
gök gözlü
kelebek kanatlı...
yağmur yağınca ıslanmaz
gün açınca günlenmez
her sabah çiğ/dem düşer gamzesine
her sabah beyaz inci
kaf dağının tepesinde...
çoksulluk bu ya
altın kanatlı kuşları
mercan dağıtırmış tebaya...
günlerden bir dün
haber saldırmış tellala
-kim ki serçe parmağını uçuraa
...tövbe estağfurullah...
hükümranlık onun’olaaa
...he valla...
birdenbire kanatsız kuşlara kesmiş yeryüzü.
gel zaman git zaman
yürüdükçe ayak
diledikçe kol vermiş yaratan...
o günden bu güne
şarkıları kalmış tek
dillerinde...
a çocuk...
uyu şimdi usul usul
kar yağıyor fısıl fısıl...
gökten üç elma düşmüş
biri rüzgara...
biri toprağa...
biri şarkılarını unutmuş serçelerin başına...
ki bir damlada öldükleri ondanmış...
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.