0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1265
Okunma

Eskiden tanrılar vardı.
Kendilerini savunamayan,
Taştan, çamurdan ve tunçtan
Güçlüler kendini tanrı sanıyordu.
Korku ve mevkiler imparatorlukları,
Zenginlerden eşkıyadan ve firavundan.
Köşelere atılmış, çözülmezdi düğümleri
Kırk gün sürerdi insafsızca düğünleri
Yüzleri gülerdi, takarken sicimleri
Bir meçhul de sürüklüyordu,
Yediği öğünleri.
Kendini tanrı sandılar, kalpleri de taştan
Onlar anlamazlardı haktan, hukuktan
Projeler üretirdi, dostları afaktan
Cehennemini hazırlatıyordu
Yaptığı düğünleri.
Yükseklere çıkarken rüzgârdan kanatları
Kumaştan ibaretti sırtındaki libasları
Acı tebessüm gibi, çaktığı kazıkları
Kaf dağından su içenler! Yanıldı.
Sırtında cehennem ocakları
Müzik ruhun gıdası, diyerekten kandıranlar
Kendileri gibi başkalarını da inandıranlar
Kör olmuş gözleri, paslanmış kulaklar
Kendisi gibi herkesi de yandırdılar
Güllük değil, ateştir kucakları.
Bin yıllık abideler diktiler, demirden kapıları
Kendilerini de sandılar dünyanın tanrıları
Etrafını zehirlerken bu kobra yılanları
Bir gün elinden tapuları alınacaktı,
Set çekerken ölümün kapıları
Mustafa CEYHUN