0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1327
Okunma
Taşı, toprağı altındı bu şehrin
Yedi tepesi de büyüleyici ve nezih
Taksim, Beşiktaş, Kadıköy İskelesi
Vuslat yeri her pazar sevgililerin.
Bazen de Bebek
Boğazın masmavi akıntısına mı vurulursun
Rüzgarda savrulan altın sarısı saçlara mı tutulursun...
İstanbul, İstanbul...
Düne kadar mutlulukların ev sahibi.
Milyonlarca çifte kumrunun yanında
Hiçbir sevgiyi kapısından geri çevirmeyen
Tüm aşklara kollarını açan misafirperver şehir!
...Bugün değişen neydi?
Boş ellerimle, tek tabanca havanı solumam mıydı
Seni tanıyamamamın sebebi?
En kalabalık, en deli dolu, en koca halin gitmiş
Terkedilmiş, varoş bir mahalleye dönmüşsün.
Artık İstiklal’e de çıkmıyorum
O en her vagonu tıka basa bu uzun tren
Yalnızları oynuyordu, sessiz, boş, bomboş
Bende makinist olmalıydım
Yoksa neydi bu kimsesizlikte olmama neden?
Fakat bu şehrin her köşesi aynıydı sanki
Kadıköy İskelesi’ ndeki şaşırtıcı matemdi
Şimdi zihnimde bir şeyler uyandıran
Vapurda martılara simit atan kumrular
Kız Kulesi’nin büyüsüne kapılanlar
Neredeydi Boğaz’ da aşka tutulan balıkçı tekneleri?
Ah İstanbul;
Seni kimler aldı,
Kimler yaşıyordu seni..?
Bu zor şehrin tutmamış bu kıvamı
Tadı tuzu olmayan, acı veren bu hali
İçimde bir ürperti uyandırıyor,
Bir gerçeği, bir uyanışı yüzüme vuruyordu
"Günaydın" dercesine...!
Artık yüzleşme vaktinin geldiği açıktı
İstanbul’ un böyle iki yüzlü olamayacağı gibi.
Bu gerçekle yüzleşmek istemesem de
Düşenebildiğim her an
Şunun farkına varıyordum:
O’nsuz İstanbul’ u
Tanıyamıyorum...
-Halis İPEK-
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.