4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1107
Okunma
ben yalnızlığım
gecenin ellerini arıyor, dikenli ellerim
görünmez yanıyım kimselerin
kaybetmişim ebemi
hadi beni kimsesizliğinizle sobeleyin
...
güneşin rahminde taşan nur topu bebeğim
beşiğim asılı ebemin kuşağında
ağladıkça ben
yedi renkten kuş sütü emerim
yıldızlar düşer bilinmedik kuytulara
oysaki ben onlara hastayım
ay dolanır, elinde hüzün bıçağı
kesecek işte göbek bağımı
hazanda baharı beklemelerdeyim
hain bakışlı yılanlar
dolanır dünya batağında
zehri tek değil
kıvrılmış dillerinde
düşersem içine...
zalim evren, ağ örerken içindekiler, içim dışıma çıkmış emeklemelerdeyim
tez gelişler
tez gidişler mi bir tek ağlatır
asıl ölümü
mahşerde öpecek çölün dudakları
bulutlar şeffaf kefen ıslaklığında
sarılır ruhum
sarar ruhumu
bir tek şairler mi anlar
yüzü kızarmadan
gün aşırır geceyi
gece de günü
doğallığı bozmuş, uyarız sinsi hayata
ama hep uyutuluruz içi boş yaşamla
boz kırlarda
bir elmanın yarısı olmak değildir asıl derdimiz
tümünü bulma telaşında ateşli, ezik yüreklerimiz
ah o ruh eşi arayışları
ne afetler doğurur
ne kıyametlerde boğar
kopan gök, avuçlarında bıraktığımız küle dönen düşlerimiz
bizden göçen
göçen biz acizler
bir avuç toprak paklar
esaretimizi
bugün dünü unutur, silerken anıları gözlerimiz
yarını ıslatır yağmurlar
sonrası kuraklık
kısır döngü
aldırma
yüzünde şen bir düğün havası
kalk ayağa
katıl sen de sessizlik, sürü halayına
belki de susamadık
gem vurulmuş suskunluğumuzla...
...
ben yarin yüreğine düşen kör ebeyim
sobeledim yürek duvarlarını
ben artik yardan içeride bir nesneyim
Sude Nur Haylazca
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.