4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1861
Okunma

şimdi her şehir yıkılırken içimde
ruhun her kalesi
yerle bir olurken ve
taş taş üstünde kalmazken ….
-la tahzen’le başladı bütün hikaye…şimdiki zamanlı cümlelerde…ömür çölünde savrulan iki kum tanesi, dalda ayrı düşmüş iki hurma, suyunu kaybetmiş nehirle asla varamayacağı deniz düşü idik biz. belki serabıydık kurak gözlerimizin…birbirimizin…-
zarf yanlış, mazruf yanlış…
gönderen de hiç var olmamış,
gönderilen de…
(ah senn..sen yorgun başım
mahzun gözlerim
bin yıllık hasrete müptela gönlüm….
yazılan bozulmazmış….ve
dahi bin yerinden ekli ip çekmezmiş
ağırlığını düşlerinin…)
şimdi her şehir yıkılırken içimde
ruhun her kalesi
yerle bir olurken ve
taş taş üstünde kalmazken ….
-bu sevda açmayan bir anahtar, yanlış girilmiş bir şifre ya da mayınlı bir tarla idi ikimize. aşk ömürlere mutluluk giydirirmiş. üşüdüğümüz günlerdi… la tahzen diyorum bir daha sana…bir rüyaydı, uyandık.güneşle aydık anladık… la tahzen, bin yıllık sevdam…-
bin yıllık sevdam
koy şimdi elini yüreğine…
geçir gözlerinin kemendini
boynuma…
tek bir söz yeter artık infazıma
vur
bir kalemde, bitir bu sağanağı…
glccbrn
la tahzen: üzülme
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.