6
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
2213
Okunma
Buz gibi bakma yüzüme
Her gülümsemende, Sibirya soğuğu bir ölüm siniyor gözlerime...
Kızılca kıyametin ortasında üşürdü sevgim
Senin adına ne çok şiir yazdım bilir misin ...
Gel, vur şimdi varsa yüreğin
Vur!
Bugün
Mısır piramitleri kadar dikim
Kehânetler saklıyorum yaşımda
En büyük felaketlerle gel
Sars temel taşımdan
Çivinin çiviyi söktüğü delik deşik bir duvarım
Yıkılmam
Sanma gebe bıraktığın ayrılıkla vurursun beni
Acı, en derinime işleyen mermi çekirdeği
Yakar, sızlatır, öldürmez
Aşılıyım ayrılığa
Aşinayım
Özlem yüreğimi sindirmez
Vur kirpiğimin ucundan
Ağlamam
Dudağı bükülmüş bir gülümsemedir panzehirim
Genzime akıttığın zehirle yanmam
Yılan ol, zehirle sevgimi
Yalan ol, vur tüm gerçeklerimi
Lav ol, yak yık köylerimi
Dere tepe peşinde gezsem
Kıyamete varmam
Son şansların cesetlerini mumyalamadık mı
Tuza yatırdık gülüşleri, sızlar dillerimiz
Biz artık kum fırtınası değiliz
Katıp kendini cehennemi rüzgara
Çarpıp durma tenime
Yolcuyum kendi cumhuriyetime,
Bitirdim sahra mahkûmiyetini
Yolumdan dönmem
Tren raylarına serdim ümitleri
İlk durak Safa, son durak Merve
Zirveleri kar
Etekleri gelincik
Buz saçakları olup yağma yoluma
Her oyununda sıyrıldım da bir oyunbozanlıkla
Soğuk yakar gelinciklerimi
Buz yanığı keser tenimi
Solarım
İflah olmam
Kızılca kıyametin ortasında üşüdü sevgim
Senin adına ne çok şiir yazdım bilmedin
Küçümseme!
Ölümden öte köyler gördüm
Sıcak şarap tadında sevdim, tarçın kokulu
Yüreğimin sıcağı yaşattı ölü sevdalarımı
Buz saçağı olup inersen yüreğime
Üşürüm,
Baharlarım biter, ben ölürüm...
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.