3
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1420
Okunma
vahasız bir çölsün mü dedim ben sana ey ömrüm
şaçları savrulan bu baharı heyecanıma kardeş kılmadın
çatılmış kaşların gölgesinde küçüldüm ve ürkütüldüm kimsesiz bir çocuk kadar
kara bir delikten geçerken suskunsun bak
alnının sıcaklığında öylesine geveze
ilahi bir sınavdan geçen Eyyüp’sün belki
ayağını vurduğun yerden fışkıran suyla gençleşeceksin
sakın kale gibi bildiğin sabrının surlarına sıkışma böylesine
o uçurum kenarında o kadar güçsüzsün ki
gözlerine yalan söyletme
kulaklarına davet etme kalabalıkların kaba uğultularını
ılık sularındaki gölgene sarılacak kadar yalnız kalmaktan neden korkuyorsun
bu iklimin rüzgarlarına, öğütülmüş bir buğday tanesi kadar bile direnemiyorsun
al beni bir geceliğine omzunda uyut
derince çekeyim içime boynunun kokusunu
kes iplerimi gün ağırırken
seninle düşeyim adı umut olan sabahlara
meyvasına doyamadığım dallarımdan al götür karayelleri
burası araf...
gümüş tozları dökülüyor alacakaranlıklarına
tam seni sevdiğimi söyleyecektim
düşerimi tırnaklayıp gittin ey ömrüm
SARP ÖZDEMİR
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.