1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
2342
Okunma

sabahın kör saati
vurdu gecenin umarsız ayazı
vurdu dizlerime kapaklandım sevda denizine
sevdam koyu
kahvem deminde
sigaram sana yanıyor
ve sis çöküyor odama
düş`ün geceden kalma
sensizliği taşımaktan yorgun
bitap düşüyor bedenenim çıplak güne
kollarım acıyor
açıyorum gün öpüşlerimle
yokluğunda tenin tenime
çözülmez mi anlamın yakıcı cazibende
anılar bir garip türkü dilimde
gülümser dudaklarında bir gül katre katre
ışıldayarak düştüm geceden
bir umut koptu uçarı mavi
kürt kızının karanlık gözlerinde
bronz teninde yaktık hayalleri
ve sen kaderimdin yazılmıyan
kayıp benliğim ve sana sarhoşum
şimdi; şiirlerde aşkı sayıklayan
öpüyorum Nurhak dağındaki asi duruşunu
mahsun bakışlarında
donuyor,savruluyor dağ güllerim
sarhoş bir sevişmenin ardından
Fırat’tın taşan yatağında
isyandık
us`undaki asi şımarık aşk kabarırdı teninde
sevişmelerdi ertelediğimiz, olmayan yarınlarda
deli bir ceylandım dolanan etrafında
aradığını bulamayan titreyişler zindan uzaklığında
yabancı adımız sılaydık gurbetin iki farklı ülkesinde
mor bir öpücük yollardım dudaklarına
kurşun değmeden arzularıma
susardım sana ve topraklar çatlardı ana diyarımda
tanımadığımız sokaklara taşırken gölgelerimizi
izimizden geçerdi acemi ihanetler
nemrut’tan üzerime doğardın
görkemli duruşunda eskirdi sıcaklığın
Anadolu`dan kopan iki yürektik
Kahraman kenttin ve ben sana mağlup
dağları buram buram kekik kokan Munzur`da
asi ceylandım
ve us`unda üşüyen geleceğimiz kazılırdı avuçlarımıza...
Vaha Sahra
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.