8
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1989
Okunma

yalaz ütopyaların yakın ayak izlerinde
kokladığımız toprakta aynı mevsimin tadı vardı
şimdi elindeki keskin neşterler
vuslatın beyaz kanatlarını
tek vuruşla parçaladı
yaşlı ağaçları biçiyordun sen
adandığın ruha abanmış deli gibi
karanlık duvarlarına kayıp ilanları
asarak
koca bir şehri kuşatacaktın güya
uyuyan kapkara bir denizin sırtına
basarak..
kalemin altı harf’in başında
nöbet tutan
gözü pek sadık askermiş
şiirlerde
aklın yitik bir hayale iltica
bu iki bilinmeyenli denklemde
bir şehir yetim kalacak sadece
o zaman mutlaka
güneş son defa batacaktır
göğsünde
dindiremediğin acılarına sahte merhem
yarana acı baldıran değdirdiğin
ve şimalden eteğine yapışan
zenci adam
halkayı boynuna sımsıkı geçirdiğin
şamdan misali başında yaktığın ateşte
üfledikçe erittiğin
kırılgan düşlerinle karşı dağ’a çizdin
o resmi
içtiğin çayın son tortusundaki acı lezzet buysa
gözlerin dost baktıysa da dilin
öc alıyordu
sana dizginlenemeyen saatler vardı oysa
ve o dağdaki toprak odalı ev
zamanı hunharca katleden sözlerinde
susuyordu
o küçük dev
tek dokunuşunda devriliyordu
durdurulamayan nefretinde aşk’ın kan’ı
ısıtıp kurutacaksın
kahraman kılıklı kara defterinde
yazdığın masallarla mı avunacaksın
ben mi
beni sorma..
zaten tek atımlık canım kalmıştı
attım
iyi niyetimden kırıldı kalemim
yıktığın o şehirle beraber
battım
hayallerimi gözlerinin ötesine bıraktım
sepet sepet
yalnızlık geri çağırıyor beni
gitmeliyim artık
hakkını helal et
Faruk Civelek
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.