14
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
2628
Okunma

Kabullendim ve sustum…
1) BEN
Kâinatın en derin, zifir karanlığında
Bir zemheri hayale dalıp yenildim işte
Baykuşların öttüğü kabir karanlığında
Azrail’in koynunda kalıp yenildim işte
Henüz zafer yolunun kafesi açılmadan
Kuytu bir yalnızlıkta hasret tuttu ensemi
Vuslat serçelerinin pençesi açılmadan
Dağılmış bir yuvada sustum, yutup tövbemi
Ruh kendi bedenini dilerken dilim dilim
Aydınlığın yolundan aktı aniden gece
Ahvalimi anlatan arıyorken bir terim
Hüzünlü gözleriyle baktı aniden gece
Feleğin çemberinde dönerken yavaş yavaş
Sığınıp susacağım zindan kalmamış artık
İçimdeki insanlık sönerken yavaş yavaş
Kendime ağlayacak vicdan kalmamış artık
Sönmeyen bir ateşin simgesi olan ruhum
Titreyerek bakıyor Azrail’i yoklarken
Tozlanmış bir romanın imgesi olan ruhum
Hıçkırarak ağlıyor günahını aklarken
Bağrımın ortasına iniyorken darbeler
Dilimi dağlayarak isyanımı susturdum
Tövbeye çağırırken ıssız kalan türbeler
Yüzüme ağlayarak isyanımı kusturdum
Deseler de yenilgi zafere işarettir!
Gücüm kalmadı artık kendimi koruyacak
Yaşlanmış bedenime yaşamak eziyettir
Ruh bedenden çıkınca gözyaşım kuruyacak
Utangaç yanaklarım bir buseyi ararken
Gözyaşıyla demlenir bu şanlı yenilgide
Aşkla dolan gözlerim gökyüzünü sararken
Bir darbeyle mimlenir bu şanlı yenilgide
Koşar adım giderken hayatın yollarında
Ayrılık türküsünü çalıp yenildim işte
Bir hayale dalarken sevdanın kollarında
Aşkın zehrinden bir dem alıp yenildim işte
Erol KONUR
5.0
100% (7)